Güzel ülkemin güzel sokakları… Her biri ayrı bir hikâye, her köşe başı bir hatıra taşır. Eski evler, yeni binalar, birbirine karışmış hayatlar… Ama bir de var ki, kimse bahsetmez o meşhur elektrik ve internet kabloları!
Hani şu binalardan binalara uzanan, kuşların bazen otobüs durağı olarak kullandığı, kışın yağmurla beraber sanat eseri gibi kıvrılan kablolar… Evet, onlardan bahsediyorum. Sanki biri “modern sanat” yapmaya kalkmış da, elektrik direklerini tuval olarak seçmiş gibi!
Teknolojide “uzay çağına geçtik” diyoruz, cep telefonlarımız Mars’la bağlantı kuracak neredeyse ama şu kablolar hâlâ çamaşır ipi estetiğiyle şehir manzarasını süslüyor. Her biri “Bu bina internete mi bağlı, yoksa gizli bir mühendislik projesi mi yürütülüyor?” dedirtecek kadar karışık.
Merak ediyorum: Bu kabloları kim denetliyor? Ya da daha doğrusu, denetleyen biri var mı? Yoksa biz o karman çorman kablolarla “kent kimliği” mi yaratıyoruz? Belki de yeni mimari anlayış bu — “Kablo Barok” akımı!
İnsanlar için risk, kuşlar için risk, şehir için görsel kirlilik… ama nedense kimsenin umurunda değil çünkü bizde işler biraz “bağlantı”yla yürür ama bu kez kelimenin tam anlamıyla her yer birbirine bağlı!
Kısacası; ülke olarak gökdelenler yapıyoruz, dijital dönüşümden bahsediyoruz ama bir türlü şu kabloları duvarlardan indiremedik. Sanırım bizim teknoloji anlayışımız da kablolar gibi bir ucu geçmişte, bir ucu gelecekte… arası tamamen karışık!
Aklınızdan geçiyor değil mi ne alaka ? bunu niye yazdı? Benimde aklımda yoktu ama olduğum şehrin göbeğinde binaların iç içe olduğu sokakta, balkona çıktığım da benim binadan yan binaya çamaşır ipi gibi uzatılan kabloları gördükçe, karşımda ki binanın duvarlarında birbirine karışmış kabloların duvarı kapladığını görünce diğer binalara hiç girmim, işte yazmadan edemedim. sizi de rahatsız eden böyle durumlar vardır.
Hatırlıyor musunuz izmirin Konak ilçesinde, yoğun yağmur sırasında yoldaki su birikintisinden karşıdan karşıya geçmek isterken kaçak elektrik akımına kapılan 2 kişi hayatını kaybetmişti.
Daha birşey yazama gerek yok sanırım… Mekanları cennet olsun.




