İçeriğe geçmek için "Enter"a basın
© Görseller bilgilendirme ve eleştiri amacıyla kullanılmıştır. Tüm hakları sahibine aittir.

Pembe Bornoz ve Sonsuz Like Arayışı

Dilan Polat cezaevinden çıktıktan sonra yeniden sahalara döndü diyebiliriz. Ama bu kez sahne ışıkları yerine market ışıkları altında, pembe bir bornozla.
Evet, yanlış duymadınız. Alışveriş arabasının yerini drama arabası almış olabilir ama Dilan, kamera karşısına geçmekten yine de vazgeçmedi.

Bir zamanlar “enerji, prenses, pozitif” kelimeleriyle anılan Dilan, şimdi “ne oluyor bu kadına” başlıklarının öznesi. Videolarında bir gün ağlıyor, ertesi gün gülüyor; üçüncü gün ise sanki hayatı TikTok filtresiyle yaşıyor. İnsan ister istemez düşünüyor: Bu bir dönüş mü, çözülme mi, yoksa sadece “story paylaşmadan duramıyorum” sendromu mu?

Cezaevi sonrası yeniden görünür olmak elbette kolay değil. Fakat görünürlük uğruna akıl sağlığını da story’ye atmak gerekmiyor. Pembe bornozla markete gitmek, “özgürlüğümü kutluyorum” ifadesi mi, yoksa “yeter artık, ben de insanım” haykırışı mı? Bilemiyoruz. Ama kesin olan bir şey var, Türkiye’de pijamayla çöpe çıkmak bile gündem olurken, bornozla markete gitmek adeta “like garantili” bir girişimdir.

Son günlerde adının bir uyuşturucu operasyonunda anılması da cabası. Bu kadar karmaşanın içinde, Dilan’ın videoları adeta bir “reality show fragmanı” gibi. İzleyen hem üzülüyor hem de “acaba yarın ne yapacak?” diye merak ediyor.

Belki de Dilan artık “kural yok” evresine geçti. Filtreler kalktı, sabır taştı, pembe bornoz da bu özgürlük manifestosunun sembolü oldu. (Gerçi o bornoz da artık yorgun ülke gündemini taşımaktan.)

Sonuç mu?
Hepimiz ekranın bir ucunda “yazık ama gülüyorum” ikilemiyle oturuyoruz.
Ve Dilan Polat, bir kez daha kanıtlıyor sosyal medya çağında her şeyin bir dönüşü olur hatta bornozun bile.