Geçmişe Dönmek Gerçekten Kötü mü?
Okullar açılmadan önce yine kurallar tartışılıyor. Kimi bunları gereksiz buluyor, kimi ise uzun zamandır eksikliği hissedilen bir düzenin geri dönüşü olarak görüyor.
Ben ikinci gruba biraz daha yakınım.
Çünkü okul sadece ders görülen bir yer değildir. Aynı zamanda hayata hazırlanılan ilk sosyal alandır. İnsanların birbirine nasıl davranacağını, ortak kurallara nasıl uyacağını ve sorumluluk almayı öğrendiği yerdir.
Son yıllarda eğitim konuşulurken sık sık özgürlük kavramı öne çıkıyor. Elbette özgürlük önemlidir. Ancak sınırların tamamen ortadan kalktığı bir ortamın da sağlıklı sonuçlar doğurduğunu söylemek zor.
Bazen kurallar, baskı kurmak için değil düzeni korumak için vardır.
Bizim kuşağımız da çeşitli kurallarla büyüdü. Kusursuz bir dönem değildi ama okulun belirli bir ciddiyeti vardı. Öğretmene karşı daha fazla saygı gösterilir, ders sırasında dikkat dağınıklığı bugünkü kadar büyük bir sorun olmazdı. Teneffüslerde ekranlara değil arkadaşlara bakılırdı.
Bugün şartlar değişti, teknoloji hayatın merkezine yerleşti. Buna karşı çıkmak mümkün değil. Ancak değişimin her zaman olumlu sonuçlar doğurduğunu da söyleyemeyiz.
Bu nedenle son dönemde alınan bazı kararların tamamen yanlış olduğunu düşünmüyorum.
Elbette her kural doğru uygulanmayabilir. Aşırıya kaçan, öğrenciyi gereksiz yere zorlayan veya iletişimi zorlaştıran uygulamalar eleştirilmelidir. Fakat her düzenlemeyi peşinen “yasakçılık” olarak görmek de doğru bir yaklaşım değil.
Çocukların belirli sınırlarla karşılaşması onları hayata hazırlar. Çünkü gerçek yaşam da kurallarla doludur. İş hayatında, trafikte, kamu alanlarında ve sosyal ilişkilerde herkes belirli çerçevelere uymak zorundadır.
Belki de asıl mesele geçmişe dönmek değildir.
Geçmişte işe yarayan bazı değerleri bugünün şartlarına uyarlayabilmektir.
Daha fazla saygı, daha fazla sorumluluk, daha fazla aidiyet duygusu…
Okulların yeniden kazandırmaya çalıştığı şey tam olarak bu olabilir.
Çünkü bazen çocukların ihtiyacı olan şey sınırsız serbestlik değil, kendilerini ait hissedecekleri düzenli bir ortamdır.
Ve açık konuşmak gerekirse, okulun okul gibi görünmesi ve öğrencinin okul atmosferine daha kolay adapte olması için bazı kuralların varlığı bana göre kötü bir şey değil.
Peki, bütün bunları söylerken hangi yasaklardan bahsediyoruz?
İşte 2026-2027 eğitim yılında okullarda öne çıkan düzenlemeler:
1. Sınıfta cep telefonu kullanımı
Öğrencilerin sınıf içinde cep telefonu bulundurmasına yönelik uygulama devam edecek. Öğretmenlerin de ders sırasında cep telefonu kullanmaması gerekiyor.
2. Randevusuz veli ziyareti
Veliler okula gelişlerini Okul Randevu Sistemi üzerinden planlayacak. Randevusuz veli ziyaretlerine izin verilmeyecek.
3. Veli veya vasisi olmayan kişilerin okula girişi
Öğrencinin velisi ya da vasisi olmayan kişilerin okul binasına girişine izin verilmeyecek. Bu uygulamayla okul güvenliğinin artırılması amaçlanıyor.
4. Kayıt parası ve zorunlu ücret
Okul kayıtları sırasında velilerden kayıt parası, katkı payı veya başka bir ad altında zorunlu ücret talep edilemeyecek.
5. Kayıt bölgesi dışından öğrenci kaydı
Öğrencilerin belirlenen kayıt bölgeleri dışında okullara kaydedilmesine izin verilmeyecek.
6. Belirli marka kırtasiye zorunluluğu
Okullar, velileri belirli bir marka veya yüksek maliyetli kırtasiye ürünlerini almaya zorlayamayacak.
7. Ücretli yardımcı kaynak zorunluluğu
Bakanlık tarafından ücretsiz olarak dağıtılan kaynakların dışında öğrencilere ek kaynak veya materyal aldırılamayacak.
8. Özel yayınevlerinin deneme sınavları
Özel yayınevleri tarafından hazırlanan ve öğrencileri yarıştıran, sıralayan veya velilere ek maliyet çıkaran deneme, tarama ve benzeri sınavların okullarda uygulanmasına izin verilmeyecek.
9. Öğrencilere deneme sınavı satın aldırılması
Okul yönetimleri veya öğretmenler aracılığıyla özel kuruluşların hazırladığı sınavların öğrencilere satın aldırılması yasak olacak.
10. Okullarda reklam ve tanıtım
Okul ortamının ticari amaçlarla kullanılmasının önüne geçilecek. Okullarda reklam, yönlendirme ve tanıtım organizasyonlarına izin verilmeyecek.
11. Mezuniyet törenlerinde velilere ek masraf
Mezuniyet ve benzeri etkinliklerin öğrenciler ve veliler için ek mali yük oluşturmasına izin verilmeyecek.
12. Okul etkinliklerinde kullanılacak içerikler
Tören, kutlama, mezuniyet ve anma programlarında kullanılacak müzik, video, broşür ve pankart gibi içeriklerin belirlenen kurallara uygun olması gerekiyor.
13. Okul giriş ve çıkışları
Okullarda giriş ve çıkışların daha kontrollü hale getirilmesi, okul çevresindeki güvenlik risklerinin azaltılması ve gerekli fiziki önlemlerin alınması isteniyor.
14. Öğrenci kıyafetleri
Okullarda belirlenen kıyafet kurallarına uyulması gerekiyor. Yırtık, delikli, şeffaf veya okul ortamına uygun bulunmayan bazı kıyafetlere yönelik sınırlamalar bulunuyor.
15. Kıyafet üzerinden marka ve gösteriş yarışı
Okul kıyafetlerinin belirlenmesinde öğrenciler arasında ekonomik farklılıkları öne çıkaracak uygulamalardan kaçınılması amaçlanıyor. Okul kıyafetlerinin belirli şartlara uygun olması gerekiyor.
16. Makyaj, piercing ve bazı aksesuarlar
Mevcut öğrenci kılık kıyafet düzenlemelerinde makyaj, piercing, dövme ve okul ortamına uygun olmayan bazı aksesuarlarla ilgili sınırlamalar da bulunuyor.
17. Okul kıyafetinin sık sık değiştirilmesi
Belirlenen okul kıyafetlerinin kısa aralıklarla değiştirilmesinin önüne geçiliyor. Okul kıyafetlerinin belirli bir süre kullanılmasına yönelik düzenleme bulunuyor.
Bütün bunlara yalnızca “yasaklar listesi” olarak bakmak kolay. Asıl mesele ise bu kuralların nasıl uygulanacağı.
Telefonu kaldırmak kolaydır; çocuğa neden kaldırdığını anlatmak zordur.
Kıyafet kuralı koymak kolaydır; öğrenciyi rencide etmeden uygulamak zordur.
Okula girişleri sınırlandırmak kolaydır; güvenliği sağlarken veliyle iletişimi korumak zordur.
Yani mesele yalnızca yasak koymak değil.
Çocuğa sınır koyarken onu ezmemek, özgür bırakırken de başıboş bırakmamak.
Belki de okullarımızın bugün en çok ihtiyacı olan şey tam olarak budur.




