Bir gemi düşünün…
İçinde 267 insan var. Kadın, erkek, çocuk… Kimi evine dönüyor, kimi sevdiklerine kavuşmanın hayalini kuruyor. Girne’den Taşucu’na gitmek için yola çıkıyor. Daha limandan ayrılalı çok kısa bir süre geçmişken gemi su almaya başlıyor ve ardından alabora olarak denizin dibini boyluyor.
Şimdi herkes aynı soruyu soruyor:
Bu facia gerçekten bir anda mı oldu, yoksa göz göre göre mi geldi?
Elbette kazanın kesin nedeni henüz soruşturmayla ortaya çıkacak. Ancak ortada cevap bekleyen çok ciddi sorular var. Filo Jet’in 2000 yılında inşa edilmiş bir gemi olduğu, olay günü zorlu deniz koşullarında seyre çıktığı ve kısa süre içinde su alarak alabora olduğu bildirildi.
Peki bu geminin sefere çıkmasına kim izin verdi?
Hava ve deniz koşulları kontrol edildi mi? Geminin teknik durumu gerçekten yeterli miydi? Yolcuların güvenliği için gerekli hazırlıklar eksiksiz miydi?
Bunlar “kaza oldu, kader” denilerek geçiştirilecek sorular değil.
Çünkü denizcilikte hata, bazen ikinci bir şans bırakmaz.
Daha da vahimi, kurtulan bazı yolcuların yaşanan panik ve can yeleklerine ulaşma konusunda ciddi sıkıntılar yaşandığını anlatması. Bu iddialar doğruysa mesele artık yalnızca geminin neden battığı değildir. Tahliye neden bu kadar kaotik hale geldi? İnsanlar neden kendi canlarının derdine düşmek zorunda kaldı?
Bir gemi batabilir. Teknik arıza olabilir. Fırtına çıkabilir. Denizin ne zaman ne yapacağını kimse tamamen kontrol edemez.
Ama denetim yapılabilir.
Geminin sefere uygun olup olmadığı kontrol edilebilir.
Hava şartları değerlendirilebilir.
Güvenlik prosedürleri uygulanabilir.
Ve en önemlisi, insan hayatı ticari kaygıların önüne konulabilir.
Şimdi kaptandan mürettebata, şirketten liman ve denetim mekanizmalarına kadar herkesin sorumluluğu tek tek ortaya çıkarılmalı. Nitekim soruşturma kapsamında gözaltı ve tutuklamalar başladı. Ancak tutuklama tek başına adalet değildir. Asıl mesele, kim hata yaptıysa onun ortaya çıkarılması ve aynı ihmallerin bir daha yaşanmamasıdır.
Çünkü bugün “kaza” dediğimiz şeyin altında ihmal varsa, yarın başka bir gemide aynı ihmal başka insanların hayatını yakabilir.
Denizin dibinde sadece bir gemi yatmıyor.
İnsanların hayatları, umutları ve ailelerinin bekleyişi yatıyor.
Bu nedenle soruşturma bütün ayrıntılarıyla yürütülmeli, hiçbir sorumluluk sahibi korunmamalı ve kamuoyunun aklındaki bütün sorular cevaplanmalıdır.
Göz göre göre gelen bir facia varsa, bunun hesabı mutlaka sorulmalıdır.
Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır diliyorum. Kayıpların bir an önce bulunmasını, yaralıların ise sağlıklarına kavuşmasını diliyorum.
Deniz susar… ama gerçekler susmamalı.




