İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yanlış Alarm

Son günlerde sosyal medyada dolaşan bir iddia: “Tekel bayileri pembe olacakmış.” İlk duyduğunda insan bir duraksıyor sonra gülüyor ve sonra bir daha düşünüyor: “Yok artık…” Ama işin garip tarafı şu; Biz bu ülkede öyle şeylere alıştık ki, artık en absürt iddialar bile bir anlığına gerçek gibi geliyor.

Oysa ortada ne resmi bir karar var, ne bir yasa, ne de bir zorunluluk. Kısacası, pembe tabelalar sadece bir söylenti. Ama mesele gerçekten tabela rengi mi?

Zaman zaman tekel bayileriyle ilgili düzenlemeler gündeme geliyor. Tabela küçültülsün, ışığı azaltılsın, görünürlüğü düşürülsün… Yani sorun alkol değil, görünmesi. Bir şeyin varlığı değil, göze batması. Şimdi soralım: Bir şeyi görünmez kılınca, o şey yok mu oluyor?

Sosyal medya ise bu işin en tehlikeli tarafı. Birisi ortaya bir iddia atıyor, bir başkası süslüyor, diğeri kesin bilgi gibi yayıyor ve bir anda hepimiz aynı cümlenin içinde buluyoruz kendimizi: “Duydun mu, pembe olacakmış…” Bilgi çağında yaşıyoruz diyorlar ama doğruluğu teyit edilmemiş her şey, bilgi değil, sadece gürültü.

Belki de asıl mesele şu: Biz artık gerçek sorunları konuşmak yerine, renklerle oyalanıyoruz. Pembe tabela… Siyah gerçekler… İşsizlik, hayat pahalılığı, geçim derdi, gençlerin umutsuzluğu… Bunların hiçbirinin rengi yok ama etkisi çok ağır.

Eğer bir gün gerçekten böyle bir karar alınırsa, şaşırır mıyız? Belki. Asıl korkutucu olan şu: Şaşırmamamız. Çünkü biz, yavaş yavaş her şeye alışıyoruz. Önce duyuyoruz, sonra sorgulamıyoruz, en sonunda kabulleniyoruz.

Belki de mesele hiçbir zaman pembe olmayacak. Mesele, bizim neyi ne kadar ciddiye alacağımız.