Kutlama Değil, Hatırlama Günü
8 Mart geldiğinde sosyal medya çiçeklerle doluyor. Mor kalpler, “iyi ki varsın kadın” cümleleri, indirim kampanyaları, kutlama mesajları… Her yıl aynı görüntü ama bu ülkenin gerçekliğine baktığımızda 8 Mart’ın bir kutlama günü olmaktan çok, yüzleşme günü olduğunu görmek zor değil.
Çünkü bu topraklarda bazı kadınlar bugün işe gitmek için sabahın karanlığında yollara düşüyor. Fabrikada, hastanede, tarlada, ofiste… Emeklerinin karşılığını çoğu zaman tam alamadan, ama yine de dimdik ayakta durarak.
Evine döndüğünde ikinci mesaisi başlayan milyonlarca kadın var. Yemek yapan, çocuk büyüten, yaşlı bakan, hayatı sırtlayan kadınlar. Onların emeği çoğu zaman görünmez ama hayatın yükünü taşıyan omuzlar çoğu zaman onların omuzlarıdır.
Ve ne yazık ki bu ülkede bazı kadınlar 8 Mart’ı hiç göremiyor.
Her yıl yüzlerce kadın, en yakınındaki erkek tarafından öldürülüyor. Bir eş, bir sevgili, bir baba, bir kardeş, bir eski partner… Bazen sadece ayrılmak istediği için, bazen “hayır” dediği için, bazen de sadece yaşamak istediği için hayatından oluyor. Gazete sayfalarında birkaç gün konuşulup unutulan isimler… Oysa her biri bir hayat, bir hikâye, bir hayaldi.
Bir kadın öldürüldüğünde sadece bir insan ölmez; bir çocuğun annesi, bir ailenin evladı, kardeşi, bir insanın sırdaşı ve dostu da yok olur, sahibinin dönmesini bekleyen ama bunun neden olmadığını asla anlayamayacak bir can… Arkasında yarım kalmış cümleler bırakır, bir odada asılı kalan kıyafetler, bir telefonda cevaplanmamış mesajlar ve bir insanın içinde hiç dinmeyecek bir acı…
Ve biz sonra 8 Mart’ta “kutlu olsun” diyoruz.
Oysa 8 Mart’ın tarihi zaten bir kutlamadan değil, bir direnişten doğdu. Daha iyi çalışma koşulları isteyen kadınların mücadelesinden, eşitlik talebinden, hak arayışından… Yani bugün çiçek verilen bir gün değil, kadınların sesini duyurmak için ayağa kalktığı bir gün aslında.
Bugün konuşmamız gereken şey sadece “kadınlar değerlidir” gibi güzel ama içi boş cümleler değil. Bugün konuşmamız gereken şey adalet, güvenlik, eşitlik ve en önemlisi yaşam hakkı.
Bir kadın gece sokakta yürürken korkmamalı.
Bir kadın “hayır” dediğinde hayatından olmamalı.
Bir kadın çalıştığında emeği küçümsenmemeli.
Bir kadın var olmak için mücadele etmek zorunda kalmamalı.
8 Mart, kadınlara çiçek vermekle anlam kazanmaz. Kadınların yaşam hakkını koruyabildiğimiz gün anlam kazanır.
Bu yüzden bugün sadece “Kadınlar Gününüz kutlu olsun” demek yetmez.
Bugün, öldürülen kadınların isimlerini hatırlamak gerekir.
Bugün, emeği görünmeyen kadınların yükünü görmek gerekir.
Bugün, sessiz kalmamak gerekir.
Çünkü kadınların yaşamak için mücadele ettiği bir ülkede sorun kadınlar değildir.
Asıl sorun, o mücadeleyi görmezden gelen sessiz kalabalıklardır.
Ve kadınların susturulduğu bir dünyada, aslında herkes biraz eksik kalır.
“Hayatın her alanında var olmaya çalışan tüm kadınların; susturulan, hayattan koparılan, hatırası kalplerimizde yaşayan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. Bu ülkede kadınların isimlerinin mezar taşlarında değil, hayatın içinde özgürce yaşaması dileğimizle.”




