İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Fazla Samimiyet Tez Ayrılık mı Getirir?

Fazla samimiyet tez ayrılık mı getirir, yoksa hızlı giden atın b… tez mi düşer?
Kulağa kaba geliyor, biliyorum ama dürüst olalım, bazen hayatta bundan daha yerinde bir benzetme yok.

Çünkü bazı insanlar sizi yanıltmıyor. Gerçekten. Tanımak için uzun yıllara da gerek kalmıyor.

İlk cümlede, hatta ilk bakışta belli ediyor karakterini. Hani “balık baştan kokar” derler ya, işte tam o misal.

Samimiyetin Doz Aşımı

Bazı insanlar vardır, ikinci cümlede hayat hikâyesini döker.
Yaşanmışlıklardan bahsedilir, eski sevgilisinin “nasıl biri olduğundan” bahsedilir siz sadece “merhaba” demişsinizdir, ama o çoktan “biz yıllardır birbirimizi tanıyoruz” moduna girilir.

İlk anda “ne kadar içten biri” diye düşünürsünüz.
Ama sonra fark edersiniz ki bu içtenlik değil, doz aşımıdır.
Samimiyet güzeldir, ama fazlası tıpkı fazla kahve gibi önce keyif verir, sonra çarpıntı yapar.

Ve bazen, birine fazla güvendiğinizde o samimiyet kalp çarpıntısından çok daha fazlasına sebep olur.

İnsan Sarrafı Olmak: Tecrübenin Bedeli

Biri “ben insan sarrafıyım” diyorsa, inanın o cümle öyle kolay söylenmiyor.
Çünkü bu unvanı almak, birkaç defa “keşke yanılmış olsaydım” demekten geçiyor.
Ben de o yollardan geçtim.

Birini tanıyorsunuz, konuşuyorsunuz, kahkahalar paylaşıyorsunuz…
Kendinizi rahat hissediyorsunuz, “bu sefer farklı” diyorsunuz.
“Bu insan beni yanıltmaz.”

Ama ertesi gün…
Sanki hiç tanışmamışsınız gibi davranıyor.
O kadar paylaşım, o kadar samimiyet, bir mesajlık suskunluğa dönüşüyor.
Ve siz, içten içe “acaba fazla mı anlattım, fazla mı güvenmiştim?” diye kendinizi sorguluyorsunuz.

Güvenin Kadrajı

Güven bir fotoğraf gibidir.
Bir kere bulanık çekildiyse, ne kadar filtre atarsan at, netleşmez.
İlk hamlede güven duygusu sarsılıyorsa, ondan sonrası hep flu olur.
Ne söylese samimi gelmez, ne gülse içten görünmez.

En ironik kısmı da şu:
Yaptığıyla söylediği tutmayan insan, önce kendine yalan söylüyor.
Kendine yalan söyleyen de, başkasına yalan söylemeyi çok kolay buluyor.

Hızlı Giden İlişkiler Neden Duvara Çarpar?

Bir gün önce “senin gibi birini arıyordum” diyen biri,
bir gün sonra ortada yoksa bahanesi çok yoğunum oluyorsa
Orada fazla samimiyetin yan etkileri başlamıştır.

Hızlı başlayan şeyler genelde pat diye biter.
Çünkü sağlam bir şey yavaş kurulur.
Bir ilişki, dostluk ya da güven hepsi aynı.
“Biraz yavaş gidelim” demek, bazen en olgun cümledir.

Belki de Mesele Samimiyet Değil, Fazla Umut

Belki de sorun fazla samimiyet değil.
Belki biz fazla umut ediyoruz.
Karşımızdakinin “bizim gibi biri” olmasını bekliyoruz.
Ama herkes kendi gibi.
Kimse bize benzemek zorunda değil ama dürüst olmak zorunda.

Ben artık şunu öğrendim:
Birini tanımak için yıllara gerek yok, bazen bir kelime, bir davranış, bir suskunluk yetiyor.
Güven, zamanla değil, tutarlılıkla kuruluyor.

Ve her şeye rağmen…
Biz hâlâ “belki bu sefer farklı olur” diye kokusunu bile unuttuğumuz balığı gül sanıyoruz.