Son günlerde yine klasik bir tartışma patladı
Esnaf odaları “Kapansın” diyor, zincir marketler “Olmaz öyle şey” diye karşı çıkıyor, vatandaş ise ortada kalmış durumda… Ama ne yalan söyleyeyim, bu tartışma bana hiç yabancı gelmiyor. Çünkü bizde bir şey gündeme gelince hep iki uçta tartışılır: Ya “Aman hemen kapatalım!” denir ya da “Sakın dokunmayın!” diye kıyamet koparılır.
Bir orta yol, bir mantık süzgeci… Bunları bulmak bizde hâlâ Pazar günü açık bir marketten daha zor.
Küçük esnafın derdini anlamak zor değil, koca zincirlerle yarışmak kolay mı? Dükkanı açıyor, ışığı yakıyor, müşteri zincir markete gidiyor. Sonra “esnaf bitiyor” diye şikâyet ediyoruz. Esnaf odaları da buna çözüm arıyor, “Avrupa’daki gibi pazar kapansın” diyor. En azından aileleriyle bir gün geçirsinler, kötü bir niyet yok.
Ama işin bir de vatandaşa dokunan tarafı var. Pazar günü son dakika alışverişine çıkacak olanlar ne yapacak? Çalışan kesim hafta boyunca işte, hafta sonu alışverişi yetiştirmeye çalışıyor. Bir anda sistem değişince küçük bir düzenleme bile büyük bir karmaşaya dönüşebiliyor.
Zincir marketlerin pazar günü kapanması, çalışanlara dinlenme hakkı sağlar mı? Evet. Ama herkes aynı gün izin yapınca, tedarikten fiyatlara kadar zincirleme bir etki oluşması da mümkün. Yani konu, göründüğü kadar “kapansın mı, kapanmasın mı” kadar basit değil.
Sektör kendi arasında anlaşmış görünse de top artık Ticaret Bakanlığı’nda onay çıkarsa uygulama resmileşecek. Benim tek temennim, masa başında mantıklı görünen şeylerin sahada vatandaşın günlük hayatını zorlamaması. Çünkü bizde bazı kararlar kâğıt üzerinde çok düzgün durur ama pratikte beklenmedik sorunlar doğurabilir.
Kısacası, mesele pazar günü kapıları kilitlemek değil, kimsenin mağdur olmadığı bir dengeyi kurabilmek. Umarım bu tartışmanın sonu, karmaşa değil gerçekten işe yarayan bir düzen olur.




