Takvim Değişir, İnsan Değişir mi?
Her yılın sonunda aynı cümleyi duyuyoruz: “Yeni yıl, yeni umutlar…”
Sanki takvim yapraklarını değiştirdiğimiz anda her şey sihirli bir şekilde düzelecekmiş gibi.
Oysa gerçek şu: Değişen sadece rakamlar ama bazen bir rakam bile insanın kaderine iyi gelir.
Bu yıl çok yorulanlar oldu…
Kırılanlar, çabalayıp karşılık bulamayanlar, “Hadi artık” diye diye umutlarını yıpratanlar…
Bir de dışarıya gülümseyip içinden “Ben ne zaman toparlanacağım?” diye soranlar.
İşte yeni yıl, tam da bu yüzden güzeldir.
Çünkü yeniden başlamaya bahane sunar.
İnsanın kendine dönüp “Ben ne istiyorum?” diye sorması için küçük bir mola verir.
Belki büyük mucizeleri getirmez ama insanın içini temizler; tozlanmış duygularını siler, yıpranmış yerlerine bir nebze merhem olur.
Bu yıl beklentim çok yüksek değil.
Zenginlik, şans, mucize…
Onlar gelirse başımın üstünde yeri var ama asıl isteğim şu:
Kalbimizi hafifleten, yüzümüzü güldüren küçük şeylerin çoğalması.
Bir sabah simidin daha sıcak gelmesi…
Hiç ummadığın birinin “Nasılsın?” demesi…
Yolda yürürken içeri dolan temiz bir hava…
Bir fincan çayın dertleri bir süreliğine unutturması…
Yeni yıl dediğin, hayatı devirmiyor aslında; sadece ayar çekiyor.
Biraz daha sabır, biraz daha cesaret, biraz daha huzur veriyor.
Bazen de “Bırak artık yükünü” diyor.
Bu yıl belki de en çok buna ihtiyacımız var.
Üstümüze yapışmış, bizi mutsuz eden ne varsa cesurca bırakmaya.
2026’dan çok şey beklemiyorum ama bir şey umuyorum
Hepimiz, kendimize daha iyi davranalım.
Kırıldığımız yerleri onaralım, yorulduğumuzda durmayı bilelim.
Ve en önemlisi…
Birbirimize daha yumuşak davranalım.
Çünkü hayat zaten yeterince sert.
Yeni yıl herkes için bir milat olmak zorunda değil…
Ama istersen bir sayfa aralayabilir.
O sayfaya da kocaman bir cümle yazabiliriz:
“Bu yıl, kendime iyi geleceğim.”
Ve bu kez gerçekten gelelim.




