İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Küçük Yaşta Gelinler

Küçük Yaşta Gelinler, Kaçan Kızlar ve Yarım Kalan Hayatlar

Toplum olarak en büyük yaralarımızdan biri, küçük yaşta evlendirilen kızlarımızdır. Çocuklukla genç kızlık arasında sıkışmış, oyuncaklarını bırakıp gelinlik giydirilen o kızlar, aslında hayatlarının en güzel yıllarını yaşayamadan büyüklerin yükünü omuzlarına almak zorunda bırakılıyor.

Ancak mesele sadece zorla evlendirilenlerle sınırlı değil. Kendi iradeleriyle evden kaçan, ilişkisi sonucu hamile kalan kızlarımız da var. Onlar da toplumun sert bakışları, yargıları ve önyargılarıyla karşılaşıyor. “Kaçtı, yanlış yaptı” gibi basit yargılarla karşılanıyor, yaşadıkları travma ve korkular göz ardı ediliyor. Oysa her birinin hikayesi, çaresizlik, sevgi arayışı, yanlış yönlendirilmiş bir gençlik ve kimi zaman bilinçsizlikle dolu.

Küçük yaşta evlenen veya hamile kalan kızlar, çoğu zaman eğitimden koparılıyor. Okul sıralarında olması gerekenler, doğum sancıları ve hayatın zorluklarıyla tanışıyor. Hayal kuracak yaşta, hayal kırıklıklarıyla büyüyorlar. Anne oluyorlar, ama çocuk kalıyorlar. Onların hayalleri, umutları ve geleceği çoğu zaman yarım kalıyor.

Toplum olarak bu kızları suçlamak, yargılamak ya da dışlamak yerine, onlara sahip çıkmalıyız. Eğitim, sağlık, psikolojik destek ve güvenli bir ortam sağlamak hepimizin görevidir. Çünkü bir kız çocuğunu korumak, yalnızca onun hayatını değil, toplumu da korumaktır.

Bu meselede unutulmaması gereken bir gerçek var: Her hikaye farklıdır, her acı özeldir. Zorla evlenmiş, kaçarak hamile kalmış veya bilinçsizce bir seçim yapmış kızlarımızın hepsi, anlayış ve destek bekliyor. Toplumun görevi, onları suçlamak değil, yollarını açmak, geleceğe güvenle bakmalarını sağlamaktır.

Bir kız çocuğunun çocukluğunu yaşaması, hayallerini kurabilmesi ve kendi hayatını şekillendirebilmesi için hepimizin sorumluluk alması gerekiyor. Çünkü yarım kalan bir hayat, hepimizin eksik kalan vicdanıdır.

Unutmayalım: Bir kız çocuğunu korumak, bütün bir toplumu korumaktır.