Yine oldu.
Bir operasyon, birkaç ünlü isim, sosyal medya yangın yeri.
Bir taraf hemen savcı kesildi:
“Zaten belliydi.”
Diğer taraf refleks aldı:
“Kimse suçlu değil!”
Durun.
İkisi de tek başına doğru değil.
Evet, gözaltı suç değildir.
Bu ülkede manşetle hayatı kararan, sonra yıllar sonra aklanan insanları unutmadık.
O yüzden kimseyi peşinen asamazsın.
Ama dürüst olalım…
Toplumun bu kadar çabuk tepki vermesi de boşuna değil.
Çünkü bir süredir şunu görüyoruz:
Bazı ünlüler gerçekten “bana bir şey olmaz” rahatlığında yaşıyor.
Sınırlar flu, denetim yok, örnek olma derdi hiç yok.
İşte bu yüzden insanlar şüpheleniyor.
Linçten değil sadece, hayal kırıklığından.
Ünlü olmak zor iş, kabul.
Ama ayrıcalık sanılınca orada bir problem başlıyor.
Hukuk herkes için eşit olmalı,
ne daha yumuşak,ne daha sert.
Bir de sosyal medya var tabii…
Hakim, savcı, infaz memuru hepsi tek timeline’da.
Gerçek ortaya çıksa bile iş işten geçmiş oluyor.
Bu yazı kimseyi temize çekmek için değil.
Ama kimseyi çöpe atmak için de değil.
Soruşturma varsa yürür.
Suç varsa bedeli ödenir.
Yoksa da herkes biraz susar, biraz utanır.
Belki de asıl mesele şu:
Gerçeği beklemek.
Ama adalet dediğimiz şey tam olarak burada başlıyor.




