Yahu böyle varya, bazen televizyonun içine girip kafa atasım geliyor. O anlar izlenirken toplumda derin bir yara hissediliyor; bir taraf yuvasını yıkıyor, öbür taraf hâlâ “seviyorum, seviyorum” diye kendini parçalıyor. Bu durumun normalleştirildiği bir zeminde yaşamaya çalışmak artık kabul edilmeyecek kadar zor olarak algılanıyor. Gerçekten de, evlilikleri paramparça eden davranışların sadece boşanmada tazminat talebiyle kapatılması yetmemelidir.
Sorun ne? Neden böyle tepki yükseliyor?
Toplumsal huzurun temellerinden biri güventir. Güven zedelendiğinde aileler zarar görüyor, çocuklar etkileniyor ve toplumda adalet duygusu sarsılıyor. Eşini bırakıp başka birinin yuvasına girenler ya da evli biriyle kaçanlar konusunda şu gerçekler söylenmelidir: hakkaniyetli bir çözüm talep ediliyor ve bu talep sadece maddi telafiyle sınırlı kalmamalıdır. Vallahi billahi yok yok, sizde gurur denen bir şey yok gibi davranışlar görüldüğünde toplumun tepkisi yükselmesi doğal karşılanmalıdır.
Hangi düzenlemeler getirilmeli? Ne talep ediliyor?
Mevcut sistemde çoğunlukla tazminat yoluna başvuruluyor, ancak bu yaşanan toplumsal zararı ve manevi çöküntüyü gidermeye yetmiyor. Aşağıdaki önlemler aciliyet kazanmış olarak sunulmalıdır:
- İlişkiyi kasten bozma ve yuva yıkma fiillerine karşı daha net tanımlar getirilmelidir.
- Hukuki süreçlerde maddi tazminatın yanında manevi zararların tespitine ve telafisine yönelik bağımsız mekanizmalar kurulmalıdır.
- Caydırıcı idari yaptırımlar ve belirlendiği takdirde cezaî hükümler düşünülmelidir, böylece ihanetin sonuçları sadece taraflar arasında ekonomik bir pazara indirgenmemelidir.
- Aile içi arabuluculuk ve koruyucu sosyal hizmetler güçlendirilmelidir, mağdur olanların hızlı ve etkin desteğe erişmesi sağlanmalıdır.
Bu talepler, şeriat gibi kavramlardan uzak, sadece çağdaş hukuk normları çerçevesinde yapılan talep ve düzenlemelerdir. Amaç toplumun temel birimini korumak ve adaleti tesis etmektir.
Toplumun sorumluluğu ve adalet beklentisi
Toplumda “her şey parayla halledilir” yaklaşımının hakim olması, adalet hissinin zedelenmesine neden oluyor. Evlilik bağının ihlali kimi zaman sadece ekonomik bir hakaret olarak görülmemelidir; manevi ve toplumsal etkiler de göz önünde tutulmalıdır. Bu yüzden siyasetçilere, hukukçulara ve toplum liderlerine sesleniyorum: evlilik için yeni düzenlemeler gelsin. Kocasını bırakıp başka bir kadının yuvasını yıkanlara, karısını bırakıp el alemin karısını alanlara yönelik sadece tazminatla yetinilmesin.
Değişim gerekli ve gerçekleşmeli
Bu mesele artık bireysel bir sorun olmaktan çıkarılmış, kamu vicdanının bir parçası haline getirilmelidir. Eğer yasalar, yuva yıkan davranışları sadece ekonomik bir uzlaşma konusu olarak görmeye devam ederse, adalet duygusu zedelenmeye devam edecektir. Bu yüzden güçlü ve caydırıcı düzenlemeler getirilmesi talep edilmeli; toplumun sesine kulak verilmelidir. Bu iş sadece mahkeme odalarında para çekişmesi olarak kalmamalı, toplumsal bir adalet mekanizması inşa edilmelidir.




