İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir Baba, Bir Duvar ve Bir Toplumun Sessizliği

Cezaevinde açık görüş sırasında, dört yaşındaki bir kız çocuğu babası tarafından duvara fırlatıldı. Küçük bir bedeni, büyük bir öfkenin duvarına çarptı. O duvar sadece beton değil bir ülkenin vicdanıydı.
O an, orada sadece bir çocuk değil, insanlığın son kırıntısı da yere düştü.

Şiddet Neden Hep En Yakından Geliyor?

Bir baba… En güvenli yer olması gereken bir kucak. Ama biz artık “baba” kelimesini duyunca içimiz ürperir hale geldik. Çünkü koruması gereken eller, vuruyor. Sığınak olması gereken omuzlar, tehdit. Sevgiyle sarılması gereken kalpler, kinle dolu.
Toplumun her alanında şiddet var. Evde, okulda, sokakta, cezaevinde… Nerede bir duvar varsa, orada bir çocuğun çığlığı yankılanıyor. Çünkü biz bu çığlıkları duymamakta ustalaştık.

Görüş Odasında Görülmeyen Gerçek

Bir açık görüş… Adı bile ironik. “Açık.” Ama ne kadar kör olduğumuzu hatırlatan bir kelime. Görevliler oradaydı, sistem oradaydı, yasalar oradaydı. Hepsi baktı, ama hiçbiri görmedi.
Bir baba, duvarın önünde bir suçun değil, bir sessizliğin parçası oldu.
Ve sistem, yine olay yaşandıktan sonra harekete geçti. Hep olduğu gibi…
Çocuklar ölmeden önce değil, ölünce haber oluyor.

Vicdanın Yokluğunda Adalet Ne İşe Yarar?

Soruşturma açıldı, dosyalar hazırlandı, açıklamalar yapıldı. Ama kimsenin cümlesinde bir pişmanlık yoktu. Yine “gerekli işlemler başlatıldı” denildi.
Bu cümle, memlekette vicdanın yerini alan soğuk bir kalıp artık. Her olayda karşımıza çıkıyor. Çünkü bizde adalet, olaydan sonra konuşur; vicdan ise hiç konuşmaz.

Bir Toplum, Ne Zaman Hesap Verecek?

Bir baba suçludur. Ama onu yetiştiren toplum masum değildir.
Kızına el kaldıran el öfkesini öğrenmiştir, susanlardan görmezden gelenlerden, “aile içidir karışmayalım” diyenlerden…
Bir ülke, çocuklarını koruyamıyorsa o ülke ne kadar gelişirse gelişsin, her binası bir mezara dönüşür.
Bizim asıl sorunumuz yoksulluk değil, vicdansızlıktır çünkü vicdan olmadan hiçbir yasa işe yaramaz.

Artık Hiçbir Duvar Temiz Değil

Bu ülkenin her duvarında bir çocuğun izleri var.
Bir yerde başını yaslayamadığı için ağlayan, bir yerde korkudan susan, bir yerde hayatta kalmaya çalışan çocuklar…
Ve biz hâlâ “neden oluyor bunlar” diye soruyoruz.
Oysa cevap, çoktan duvarlara yazıldı:
Çünkü biz sustuk. Çünkü görmezden geldik. Çünkü korumadık.