Ey vicdan sahipleri…
İlahi adalet elbet tecelli eder.
Ama beşeri adalet de tecelli etmelidir.
Çünkü bu dünyada, bu topraklarda, bizim gözümüzün önünde çocuklar, kadınlar, hayvanlar katlediliyor!
Bu yazı bir isyan, bir çığlık…
ÇOCUK CİNAYETLERİ:
“Suça Sürüklendi” DİYE KORUNAN KATİLLER!
İlahi adalet elbet tecelli eder fakat beşeri adalette tecelli etmelidir.
2025 yılı, çocuğun çocuğa kıydığı, gençlerin gençleri sokak ortasında bıçaklayarak öldürdüğü karanlık bir yıl olarak kayıtlara geçti ve 2026 yılı hala masum çocuklar sokaklarda akranları tarafından katlediliyor.
En acı olan ise, bu saldırganların bir kısmının “suça sürüklenen çocuk” denilerek korunması, kollanması ve neredeyse masum gibi gösterilmesi oldu.
Sokaklarda bıçak taşıyan, plan yapan, saldırıya hazırlanan ve gençleri hayattan koparan bu kişiler, yargının dilinde hâlâ “çocuk” sıfatıyla anılıyor ve saldırganların “çocuk” olması, bir anda onları adli anlamda dokunulmaz kılıyor.
Soruyorum:
Bıçağı kuşanıp sokağa çıkan…
Kendi akranını gözünü kırpmadan bıçaklayan…
Bir gencin canını alan biri nasıl hâlâ “suça sürüklenen çocuk” olabilir?
Hayır!
Bu insanlar çocuk değil;
toplum için açık şekilde tehlike oluşturan saldırganlardır.
TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) en güncel “Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuk” istatistikleri.
Bu verilere göre:
2024 yılında suça sürüklenen çocuk sayısı:
TÜİK’e göre 2024 yılı boyunca 202 bin 785 çocuk, kanunlarda suç olarak tanımlanan fiilleri işlediği iddiasıyla güvenlik birimlerine “suça sürüklenmiş çocuk” olarak getirilmiştir. Bu sayı, bir önceki yıl olan 2023’e göre belirgin bir artış göstermektedir.
Bu rakamlar 2025 yılına ait değildir.
TÜİK, her yılın verilerini genellikle bir sonraki yılın ortasında açıkladığı için 2025 yılına ait suça sürüklenen çocuk istatistiklerinin 2026 ortasına kadar açıklanması beklenmektedir.
Özetle:
2025 yılına ait istatistikler henüz yayımlanmamıştır.
Bu sayı, sadece toplumsal çöküşün değil, aynı zamanda ceza sisteminin yanlışlığının göstergesidir.
2024’te suça sürüklenme nedeniyle güvenlik birimlerine getirilen çocuk sayısı: yaklaşık 202.785 çocuk
Çocuk mahkemeleri, bıçakla gezen katilleri korumak için kurulmadı.
Ama bugün tablo ne yazık ki böyle…
Devlete, yargıya, kanun yapıcılara sesleniyorum:
“Çocuk” kelimesi bir kalkan olmaktan çıkarılmalıdır!
Adam öldüren biri, yaşına bakılmadan caydırıcı cezalarla yargılanmalıdır.
Çünkü bugün sokakta öldürülen bir genç,
yarın bir başkasının evladı da olacaktır.
KADIN CİNAYETLERİ:
EVDE, SOKAKTA, HER YERDE!
İlahi adalet elbet tecelli eder fakat beşeri adalet de tecelli etmelidir.
2025 yılında en az:
- 294 kadın öldürüldü,
- 297 kadın şüpheli şekilde hayatını kaybetti.
- 2026’ya girdiğimiz ilk 20 günde kaç kadının öldürüldüğüne dair devletin paylaştığı resmi bir veri yok. Ancak basına yansıyan haberlere göre yılın daha ilk günlerinde bile tablo karanlık. 2026’nın sadece ilk beş gününde en az 4 kadın, bazı kaynaklara göre 6 kadın öldürüldü. Bu rakamlar yalnızca basına yansıyan vakalar… Yani buzdağının görünen kısmı.
- Sivil toplum raporları ise Türkiye’de kadın cinayetlerinin her yıl yüzlerle ifade edildiğini, 2025’te bile 294 ile 420 arasında kadının erkek şiddeti nedeniyle hayatını kaybettiğini söylüyor. Buna rağmen ülke genelinde düzenli, şeffaf ve herkesin erişebileceği resmi bir veri hâlâ tutulmuyor. Kadınlar öldürülüyor, rakamlar karanlıkta kalıyor; adalet ise istatistiklerden bile daha yavaş ilerliyor.
Şüpheli ölümler ilk kez açık cinayet sayısını geçti.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Kadınlar ölü bulunuyor ve kimse hesap vermiyor.
Kıskançlık…
Ayrılmak istemesi…
Namusu kirletmiş olması…
Bu bahanelerle öldürülen kadınların isimleri dosyalarda unutuluyor.
Katiller ise:
- İyi hâl indirimi
- Kravat taktı indirimi
- Tahrik indirimi
gibi akla aykırı uygulamalarla ellerini kollarını sallayarak çıkıyor.
Soruyorum:
Kadınların kaçması mı gerekiyor?
Evde mi güvende değil, sokakta mı?
Nasıl yaşayacaklar?
Kadınları yaşatmak için yasalar sertleşmeli.
Suçun bahanesi değil, sonucu esas alınmalı.
HAYVAN CİNAYETLERİ:
SESSİZ CANLARIN ÇIĞLIĞI DUYULMUYOR!
İlahi adalet elbet tecelli eder fakat beşeri adalet de tecelli etmelidir.
2025’in ilk 6 ayında en az 477 bin hayvanın yaşam hakkı ihlal edildi.
Bu sayı sadece bildirilenler…
- Zehirlenen sokak köpekleri
- Barınaklarda toplu ölümler
- İşkence videoları
- Dronla avlanan, dövüştürülen hayvanlar
Hayvanları öldürenlere verilen cezalara bakınca insanın yüzü kızarıyor:
Para cezası…
Uyarı…
3–5 ay “denetimli serbestlik”…
Bu nedir?
Bu can mı?
Bu adalet mi?
Hayvanı öldüren, işkence eden bir insan, insana da aynısını yapabilecek potansiyele sahiptir.
Adalet burada başlamazsa hiçbir yerde başlamaz.
BU ÇIĞLIKLARI DUYUN!
Bu topraklarda:
- Çocuklar öldürülüyor.
- Kadınlar katlediliyor.
- Hayvanlar yok ediliyor.
Ve biz hâlâ ”iyi hâl indirimi”, ”suça sürüklenen çocuk”, ”şüpheli ölüm” gibi ve ”O hayvan öldürülmüşse ne olacak” kavramlarının arkasına saklanıyoruz.
Artık yeter!
İlahi adalet elbet tecelli eder fakat beşeri adalet bizim elimizdedir.
Bu dünyada yapılmayan adalet, yaraları kapatmaz.
Susmayın.
Unutmayın.
Görmezden gelmeyin.




