Ayrıcalık mı, Objektiflik mi?
Doğukan Güngör, son haftalarda magazin ve sosyal medya gündeminin merkezindeydi.
Basına yansıyan haberlere göre oyuncunun uyuşturucu testi pozitif çıktığı iddiası sonrası yapım şirketi ve kanal hızlı bir kararla oyuncu ile yollarını ayırdı. Buraya kadar her şey “disiplin”, “kurumsal duruş” ve “kamu imajı” gibi gerekçelerle açıklanabilir.
Fakat aynı haberlerde, dizide Nilay karakterini canlandıran (feyza Civelek) oyuncunun da benzer bir testle gündeme geldiğine dair iddialar dolaştı ve tam da burası, izleyicinin boğazına takılan o soruyu yeniden hortlattı.
“Peki o neden gönderilmedi?”
Kamuoyunda konuşulan iddialara göre cevap aslında basit:
Çünkü senaristin kızı.
Bu bilgi doğru mudur değil midir, yapım şirketi çıkıp detaylı bir açıklama yapmadığı sürece bilemeyiz ama ortada çok net bir şey var:
Halk, adaletin adalet gibi davranmasını istiyor.
Ve bu olayda adalet terazisinin bir kefesi adeta yere çakılmış durumda.
Çifte Standart Kokusu: Kamu Vicdanı Rahatsız
Şunu uzun uzun anlatmaya gerek yok:
- Aynı iddia iki oyuncu için de geçerliyse,
- Aynı disiplin maddeleri iki oyuncu için de geçerliyse,
- Aynı yapım iki oyuncu için de çalışıyorsa,
O zaman aynı yaptırımın uygulanmaması, ister istemez ayrımcılık tartışmasını alevlendirir.
Kamuoyu bunu “koruma kalkanı” “ayrıcalık” “torpil” gibi kelimelerle tanımlıyor.
Toplum adaletin gözünün bağlı olmasını ister, kişiye göre açılıp kapanmasını değil.
Bu yüzden tepkiler büyüyor.
Doğukan’ı Savunmak mı? Hayır. Ama Adaleti Savunmak Evet.
Doğukan Güngör hakkındaki iddialar doğruysa bile,
“Suçlama eşit, yaptırım eşit” prensibi yok sayıldığı anda konu artık Doğukan’dan çıkıyor.
Bu mesele şahısların değil, adalet algısının meselesidir.
Kimse “Doğukan masumdu” demiyor.
Kimse “Feyza suçluydu” da demiyor.
Denilen şey çok basit:
Eğer aynı durum varsa, aynı karar uygulanmalıydı.
Bu kadar.
Toplum bunu bekler, haklı olarak da sorgular.
Setler Aile Şirketi Değildir
Bir senaristin, yönetmenin veya yapımcının ailesinden birinin dizide yer alması etik midir değil midir, bu çok uzun bir tartışmadır.
Ama şu konuda kesiniz:
Aynı sette çalışan iki isim aynı iddia ile gündeme geliyorsa, aile bağları karar mekanizmasını etkilememelidir.
Etkilendiği düşüncesi bile kamu vicdanını yaralar.
Bugün konuşulan tam da budur.
Adaletin Olduğu Yerde Güven Olur
Diziden bir kişinin keskin bir kararla uzaklaştırılması, diğerinin ise aynı senaryodan muaf tutulduğu iddiası, televizyon dünyasında yıllardır konuşulan “torpil mekanizması” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Ve bugün, seyirci çok net konuşuyor:
“Aynı iddia varsa, aynı karar olmalıydı. Bu çifte standarttır.”
Bu tepki haksız değildir.
Bu eleştiri nettir.
Bu konu sadece Doğukan meselesi değildir.
Bu konu adaletin kendisidir.
Setlerdeki Adalet, Toplumdaki Adaletin Yansımasıdır
Diziler toplumun aynasıdır derler.
Ama bazen aynanın içi dışına göre daha sisli oluyor.
Ve biz bu yazıda kimseyi suçlamadık,
kimseyi aklamadık,
kimseye iftira atmadık.
Sadece basına yansıyan iddiaların yarattığı adaletsizlik algısını konuştuk.
Adalet yoksa hikâyenin ışığı da sönük kalır.




