İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Alış Veriş Bağımlılığı

Ekle Sepete Ekle Diyoruz…

Alışveriş bağımlılığı var ve itiraf edelim, bu çoğumuzun başına gelebiliyor. İnterneti açıyorsun, “sadece bakacağım” diyorsun. Beş dakika sonra bakıyorsun, sepette birkaç ürün; kredi kartı alarm veriyor ve sen hâlâ masum bir şekilde “ah canım, çok uygunmuş” diyorsun.

Alışveriş bağımlılığı garip bir şey. Başta keyifli ve eğlenceli. Ama bir bakmışsın, evin köşeleri paketlerle dolmuş; bankadan mesaj gelmiş: “Kart limiti aşıldı.” Ve sen hâlâ mutlu musun? Tabii ki evet, çünkü o an için bir tatmin var.

En komik tarafı, o tatmin kısa sürüyor. Birkaç gün sonra “yeni bir şey alsam mı?” sorusu aklına geliyor ve böylece döngü başlıyor: bakmak → sepete atmak → almak → pişman olmak → bakmak…

Ama işin ilginç yanı, alışveriş bağımlılığı sadece eşyayla değil, duygusal da. Mutluysan ödül olarak alıyorsun; üzgünsün, yine alıyorsun; canın sıkılmışsa… evet, doğru tahmin ettiniz, yine alışveriş. Kısaca ruh hâlinin yansıtıcısı haline geliyor kredi kartın.

Yine de kabul edelim, alışverişin mizahi bir tarafı da var. Evet, ev dolu ama gülüyor, eğleniyor ve hayal kuruyorsun. Ama arada bir durup kendine sormak lazım: “Bu gerçekten ihtiyaç mı, yoksa sadece tıklama bağımlılığı mı?”

Sonuç: alışveriş keyifli bir oyun, ama kurallarını sen koymazsan oyun seni oynar. Bir tık daha, sepete atmak yok… en azından deniyoruz.