İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tepki Hızımız Işık Hızını Solladı

Bu ülkede gündem bir insan olsaydı, kesin “Biraz nefes alayım!” derdi. Çünkü biz, bir konu bitmeden diğerine atlayan, kahvemizi karıştırırken bile “ne olmuş yine?” diye haber bakan bir milletiz.

Bir sabah uyanıyoruz; birileri tartışmış, biri bir şey demiş, öbürü alınmış, üçüncüsü açıklama yapmış. Daha gözümüzü açmadan beynimiz “gündem analizi moduna” geçiyor. Kahvaltı yapmadan fikir beyan etmiş oluyoruz.

Bir olay yaşanıyor; ne olduğunu tam anlamadan yorumlar yağmaya başlıyor. “Ben olsam öyle yapmazdım”, “Her şeyin suçu sistemde!”, “Bu ülkede adalet yok!”
Oysa bazen olay sadece yanlış anlaşılmış bir videodan ibaret. Ama olsun, bizde her şeyin bir yorumu, her yorumun da altına yazılmış bin tane yorumcusu var.

Sosyal medyada bir şey “trend” olmuşsa, konuya dair bilgimiz olmasa da hemen tarafımızı belli ediyoruz. Çünkü bizde sessiz kalmak da bir duruştur, ama yanlış anlaşılma riski yüksektir. En iyisi yorum yapmak, hem de duygulu bir şekilde!

Bazen düşünüyorum, keşke biraz daha yavaşlasak.
Olayları biraz demlensek, çayı demler gibi. Belki o zaman söylenen her sözün, atılan her tweetin ardındaki niyeti daha iyi anlardık. Ama biz sabırsızız, hele gündem konusunda hiç sabrımız yok.

Yine de bu halimizi seviyorum aslında. Çünkü biz tepkimizi verirken, bir yandan da gülüyoruz.
Kızıyoruz ama espriyi kaçırmıyoruz.
O kadar duygusalız ki, bazen aynı anda hem sinirlenip hem de “ay ne komik olmuş” diyebiliyoruz.

Belki de işin güzelliği burada.
Biz her şeye tepki verirken, aslında hayata da bağlı kalıyoruz.
Bir şekilde konuşuyor, paylaşıyor, dertleşiyor, gülüyoruz.
Ve her şeye rağmen, ertesi sabah yine aynı merakla soruyoruz:
“Eee, bugün ne olmuş?”