Konser dediğimiz şey, insanların birkaç saatliğine günlük hayatın stresinden uzaklaşıp müzik dinlemek ve eğlenmek için bir araya geldiği bir ortam. Fakat bazen sahnede yaşanan küçük bir gerilim, gecenin önüne geçebiliyor. Oğuzhan Koç’un Edirne’deki konserinde yaşananlar da bunun son örneklerinden biri oldu.
Konser sırasında sahne önünden geçen bir kişinin elinde sigara olduğu ve protokol bölümüne yakın bir alanda bulunduğu görüldü. Koç bunun üzerine müdahale ederek kişiyi uyardı. Tartışmanın büyümesiyle güvenlik görevlilerinden dışarı çıkarılmasını istedi. Ancak o sırada kullandığı “keko” ve “torpilli” ifadeleri sosyal medyada tartışmanın merkezine oturdu.
Şimdi burada biraz hakkaniyetli olalım.
Konser alanında sigara içmek, özellikle kalabalık bir bölümde başkalarını rahatsız ediyorsa elbette doğru değil. Etkinlik kurallarına uymak herkesin sorumluluğunda. Üstelik Koç daha sonra yaptığı açıklamada meselenin yalnızca sigara olmadığını, kişinin çevresindekileri rahatsız ettiğini ve protokol alanında dolaştığını söyledi. Dolayısıyla yaşananları yalnızca “sigara içtiği için dışarı çıkarıldı” şeklinde değerlendirmek eksik kalabilir.
Fakat diğer tarafta kullanılan üslup var.
Kurallara uymayan biri güvenlik tarafından dışarı çıkarılabilir. Sanatçı da gerekli gördüğünde müdahale edilmesini isteyebilir. Ancak binlerce kişinin önünde küçümseyici ifadeler kullanılması ayrı bir tartışma konusu. Birinin hatalı davranması, karşılığında her türlü sözün söylenebileceği anlamına gelmiyor.
Üstelik sosyal medyada yayılan kısa görüntüler olayın tamamını göstermeyebilir. Koç’un açıklamasında videolara yansımayan bazı ayrıntılardan bahsetmesi de bunu gösteriyor. Bu nedenle yalnızca birkaç saniyelik görüntü üzerinden kesin bir sonuca varmak yerine, iki tarafın anlattıklarını birlikte değerlendirmek daha doğru.
Koç’un sonrasında kendi üslubunu da sorgulaması burada önemli. Kişinin güvenlik tarafından sessizce uzaklaştırılmasının daha doğru olacağını söylemesi, yaşananların bu yönünü kendisinin de değerlendirdiğini gösteriyor.
Öte yandan seyirciyi tamamen masum ilan etmek de doğru olmaz. Eğer gerçekten kurallara aykırı davranıldıysa, çevresindekiler rahatsız edildiyse veya protokol bölümüne izinsiz girildiyse bunun da karşılığı olmalı. Bir etkinliğe katılmak, yalnızca kendi eğlencemizi değil, çevremizdeki insanların huzurunu da düşünmeyi gerektiriyor.
Ama bunun karşılığı hakaret olmak zorunda değil.
Bir insanı uyarmak başka, küçük düşürmek başka.
Asıl mesele de tam olarak burada: Haklı olduğumuzu düşündüğümüz anda bile üslubumuzu kaybetmemek.
Sahne sanatçının olabilir, kurallar etkinliği düzenleyene ait olabilir. Fakat mikrofonun gücü, karşımızdaki insanın saygınlığını ortadan kaldırmaz.
Bazen en doğru müdahale, en yüksek sesle yapılan değil; en sakin şekilde yapılandır.
Peki güvenlikler ne yapıyordu? Seyirci elinde sigarayla protokolün önüne kadar gelip dolaşırken bunu nasıl fark etmediler? Konser alanında bu kadar insanın güvenliğinden sorumlu görevliler varken, böyle bir durumun sanatçı tarafından fark edilip müdahale edilmesi de biraz kafa karıştırıcı değil mi?




