İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yaz Temizliği: Ünlülere Uyuşturucu Operasyonu

Türkiye’de magazin dediğin şey eskiden sahne kostümü, aşk dedikodusu, ayrılık açıklaması ve “yeni proje geliyor” cümlesinden ibaretti. Şimdi işin rengi değişti. Son dönemin en çok konuşulan başlıklarından biri, ünlülere yönelik uyuşturucu soruşturması oldu ve bu soruşturma, sadece birkaç ismin adliye koridorlarında görüntülenmesinden ibaret değil; şöhretin, çevrenin, paranın, gece hayatının ve “bana bir şey olmaz” rahatlığının nasıl tehlikeli bir karışıma dönüşebileceğini de gösteriyor.

Önce en önemli notu düşelim: Hakkında soruşturma yürütülen herkes için masumiyet karinesi geçerlidir. Yani mahkeme kesin hüküm vermeden kimseye “suçlu” denmez ama kamuoyuna yansıyan tabloyu eleştirmek, bu işin magazin köpüğünü değil toplumsal tarafını konuşmak da gayet meşrudur.

Haberlere göre son dalgada adı geçen isimler arasında Ayşe Hatun Önal, Tolga Çam, Ferhan Kaya, Murat Saygı, Enis Ahmet Onat, Ahmet Karoğlu, Emre Tari, Hasan Vatan, Kerimcan Durmaz, Kenan Doğulu, Beren Saat, Mehmet Cem Karcı, Berdan Mardini, Reyhan Küçükyeğen, Ozan Doğulu, Yaşar İpek, Mehmet Yıldız, Tessy Ramos Correira, Enis Arıkan, Rafet Eren Yorulmazer, Ali Efe Bezci, Selin Ciğerci, Gürani Murat Kazancıoğlu ve Oğuzhan Beker yer aldı.

Listeye bakınca insan ister istemez duruyor. Şarkıcı var, oyuncu var, aranjör var, yönetmen var, fenomen var, iş insanı var, modacı var, cemiyet çevresinden isimler var. Yani mesele sadece “magazin dünyası” değil; para, eğlence, görünürlük ve ayrıcalıklı çevrelerin birbirine karıştığı geniş bir alan.

Soruşturma kapsamında tutuklanan 9 isim ise Tolga Çam, Murat Saygı, Enis Ahmet Onat, Emre Tari, Hasan Vatan, Reyhan Küçükyeğen, Mehmet Yıldız, Tessy Ramos Correira ve Rafet Eren Yorulmazer olarak açıklandı. Bu isimler için verilen tutuklama kararları, dosyanın sıradan bir “ifade alındı, çıkıldı” meselesi olmadığını gösteriyor.

Diğer tarafta adli kontrol tedbiri uygulanan isimler de var. Haberlere göre Ferhan Kaya, Ayşe Hatun Önal, Kerimcan Durmaz, Kenan Doğulu, Beren Saat, Mehmet Cem Karcı, Berdan Mardini, Ozan Doğulu, Yaşar İpek, Enis Arıkan ve Selin Ciğerci hakkında yurt dışı çıkış yasağıyla adli kontrol kararı verildi. Ali Efe Bezci ve Oğuzhan Beker hakkında ise konutu terk etmeme şeklinde adli kontrol, yani kamuoyunda bilinen adıyla ev hapsi kararı uygulandı.

Bir de dosyanın “ulaşılamayan ve yurt dışında olduğu belirtilen isimler” tarafı var. Son operasyonla ilgili haberlere göre Mahmut Dalyaprak’ın firari olarak arandığı, Emir Bahadır ile Atlantis Yapım ortağı Erdal Bozkuş’un ise yurt dışında olduklarının tespit edildiği ve haklarında yakalama kararı çıkarıldığı belirtildi. Bazı haberlerde Gürani Murat Kazancıoğlu’nun adı da bu başlık altında geçerken, farklı kaynaklarda soruşturma listesindeki isimler arasında yer aldı. Bu tablo, dosyanın tek günde kapanan bir magazin olayı değil, farklı kararlar ve yeni bilgilerle şekillenen hareketli bir süreç olduğunu gösteriyor.

Bu noktada asıl soru şu: Biz bu haberleri neden sadece “hangi ünlü varmış” merakıyla tüketiyoruz?

Çünkü toplum olarak şöhretin düşüşünü izlemeyi seviyoruz. Dün alkışladığımız insanın bugün adliye kapısında görüntülenmesi bize garip bir tatmin veriyor. Mesele sadece “bak kim yakalanmış” diye parmakla göstermekten ibaret değil. Eğer iddialar ciddiyse, burada konuşulması gereken şey çok daha büyük: Ünlülerin gençler üzerindeki etkisi, gece hayatının denetimsiz alanları, paranın açtığı korunaklı çevreler ve bazı insanların kendisini kuralların üzerinde görme alışkanlığı.

Kenan Doğulu ve Beren Saat gibi yıllardır göz önünde olan iki ismin bu dosyada adının geçmesi zaten başlı başına büyük yankı yarattı. Ozan Doğulu, Enis Arıkan, Kerimcan Durmaz, Berdan Mardini, Yaşar İpek, Ayşe Hatun Önal ve Selin Ciğerci gibi isimlerin de aynı soruşturma başlığında anılması, magazin dünyasının “ışıltılı vitrin” algısını ciddi şekilde sarstı.

Ama burada kolaycılığa kaçmamak gerekiyor. Birinin adının soruşturmada geçmesi, onun suçlu olduğu anlamına gelmez. Adli kontrol de mahkûmiyet değildir. Gözaltı da hüküm değildir. Fakat kamuya mal olmuş kişilerin bu tür dosyalarda adının geçmesi, ister istemez ciddi bir imaj krizidir. Hele ki yıllarca milyonlara hitap etmiş, konser vermiş, dizi çekmiş, reklam yüzü olmuş, sosyal medyada kitleleri peşinden sürüklemiş isimlerden bahsediyorsak, “ben özel hayatımı yaşarım” savunması tek başına yetmez çünkü şöhret sadece alkış getirmez sorumluluk da getirir.

Ayrıca kamuoyunda “diğer 10 isim” diye karıştırılan bir başlık daha var. Bu liste, tutuklananlar listesi değil ayrı bir gelişmede “testi pozitif çıktığı” haberleştirilen isimlerden oluşuyor. Haberlere göre bu listede Onur Tuna, Özgür Deniz Cellat, Osman Haktan Canevi, Zehra Hanzade Gürkanlar, Fatma Uludan Gugu, sahne adıyla Niran Ünsal, Hakan Aydın, yani Blok3, Mehmet Rahşan, Kübra İmren Siyahdemir, Feyza Civelek ve Yaşar Özdaş yer aldı. Bu ayrımı özellikle yapmak lazım çünkü bir dosyada adının geçmesi, test sonucunun haber olması ya da tutuklama kararı verilmesi aynı şey değil.

Daha önceki operasyonlarda ve kamuoyuna yansıyan haberlerde başka isimler de gündeme gelmişti. Mabel Matiz olarak bilinen Fatih Karaca, Tarık Tunca Bakır, Aycan Yağcı, Eda Dora, Aslıhan Turanlı, Volkan Bahçekapılı ve Yasemin İkbal’in adları da önceki süreçlerde haberlerde yer aldı. Simge Sağın, Melek Mosso, İbrahim Çelikkol, Deha Bilimler, Mustafa Ceceli, Ersay Üner, Aslı Sipahi Hacısüleymanoğlu, İlkay Şencan ve Bengü Erden’in adları da benzer başlıklarla kamuoyuna yansıdı.

Başka bir dalgada Fikret Orman, Güzide Aksoy, Hakan Sabancı, Kerim Sabancı, Hande Erçel, Burak Elmas, Sezgin Köysüren, Ferhat Aydın, Lütfiye Tuğçe Özbudak, Koray Serenli, Onur Bükçü, İsmail Behram Perinçekli, Kaan Mellart, Didem Soydan, Onur Talay ve Mustafa Tari gibi isimlerin gündeme geldiği görüldü. Fenomenler tarafında ise Hasan Can Kaya, Reynmen olarak bilinen Yusuf Aktaş, Emirhan Çakal ve Sıla Dündar gibi isimler de geçmiş haberlerde konuşulmuştu.

Bu kadar çok ismin farklı zamanlarda aynı başlık altında anılması, artık “tekil olay” denilip geçilecek bir tablo olmaktan çıktı. Burada magazin dünyasının, sosyal medya fenomenlerinin, gece hayatının ve zengin çevrelerin birbirine değdiği kirli ya da en azından çok tartışmalı bir alan var. Kim suçlu, kim değil, ona yargı karar verir. Ama bu kadar çok ismin aynı başlıkta toplanması, sektörün kendi içinde ciddi bir hesaplaşmaya ihtiyacı olduğunu gösterir.

En rahatsız edici taraf da şu: Bu ülkede gençler, bu insanların hayatlarını izliyor. Giydiklerini alıyor, söylediklerini paylaşıyor, gittikleri mekânlara özeniyor, ilişkilerini konuşuyor, şarkılarını ezberliyor. Sonra aynı isimlerin uyuşturucu soruşturmalarıyla, adli kontrol kararlarıyla, ev hapsiyle, tutuklama haberleriyle gündeme gelmesi sadece “magazin skandalı” değildir. Bu, popüler kültürün çocuklara ve gençlere ne sunduğuyla ilgili kocaman bir aynadır.

Elbette kimsenin linç edilmesini savunmamak gerekir. Sosyal medya mahkemesi en az kontrolsüz şöhret kadar tehlikelidir. Bugün bir ismi delil görmeden yerin dibine sokan kalabalık, yarın başka bir masum insanı da aynı hoyratlıkla ezebilir. Bu yüzden ölçüyü kaçırmadan konuşmak şart ama ölçülü olmak, susmak demek değildir.

Bu mesele “ünlüler yakalandı mı, kim çıktı, kim tutuklandı” magazininden daha büyük. Şöhret, parayla ve çevreyle birleşince bazı insanlara görünmez bir zırh verdiğini düşündürüyor. Adliye koridorlarında o zırh pek de parlamıyor. Kırmızı halı bir noktadan sonra gri mermer zemine dönüşebiliyor.

Kimseyi peşinen mahkûm etmeyelim ama kimseyi sırf ünlü diye alkışlamaya da devam etmeyelim. Bu ülkenin gençleri, sahnedeki şarkıdan, ekrandaki rolden ve sosyal medyadaki filtreden daha fazlasını görüyor ve bazen gördükleri şey, hiç de örnek alınacak bir şey olmuyor.