İçeriğe geçmek için "Enter"a basın
© Görseller bilgilendirme ve eleştiri amacıyla kullanılmıştır. Tüm hakları sahibine aittir.

Haluk Bilginer

Ustalığın Sakin Gücü

Bazen bir oyuncu çıkar, sesiyle, duruşuyla, gözlerindeki o yarım saniyelik titreyişle bile sizi alıp başka bir yere götürür. İşte Haluk Bilginer tam olarak böyle bir oyuncu… Onu izlerken sadece bir karakteri değil, onun bütün geçmişini, acılarını, kırgınlığını, hatta söyleyemediği cümleleri bile hissedersiniz. Bu her oyuncuya nasip olmayan bir maharet bir tür büyü.

Geçen gün tekrar “Şahsiyet”i açtım. Agâh Beyoğlu’nun unutkan hafızasında saklı o büyük isyanı izlerken yine düşündüm: Haluk Bilginer, Türk oyunculuğunun sessiz devrimcisi. Şöhretin parıltısına hiç ihtiyaç duymadan, sadece işinin hakkını vererek büyüyen bir sanatçı. Her sahnesi öyle ölçülü, öyle yerli yerindedir ki, izlerken insan farkında olmadan omuzlarını toplar, nefesini tutar aman o ritim bozulmasın diye.

Üstelik bu başarı sadece Türkiye sınırlarında değil. Londra sokaklarında EastEnders’a adım attığı günden bu yana dünya onu tanıyor, saygı duyuyor. The International’da Clive Owen’ın karşısında dimdik durması, Buffalo Soldiers’da Joaquin Phoenix ile aynı kareyi paylaşması, yıllardır kimseyi şaşırtmıyor çünkü o, çıktığı her sahnede kendine has bir “dingin güç” taşıyor. Kendi halinde ama fark edilmeme ihtimali imkânsız bir enerji…

Belki de Haluk Bilginer’i özel yapan şey, oyunculuğunun derinliğinden önce insanlığının zarafeti. Röportajlarını dinlerken bile bir bilgeyle sohbet ediyormuşsunuz hissi verir. Gülüşü telaşsızdır, sözü aceleye gelmez, hayatı çözmüş bir insanın sakinliği vardır üzerinde. O yüzden dünyada birçok oyuncu gelir geçer fakat Haluk Bilginer gibi çok azı “kalır”.

Bugün onun adını duyunca hepimizin içi bir gururla dolar. Çünkü o sadece iyi bir oyuncu değil, aynı zamanda Türkiye’nin dünyaya açılan yüzlerinden biri. Kariyerine baktıkça insanın içinden “İyi ki varsın” demek geliyor.

Ve bence bu ülkede herkesin ortaklaştığı nadir cümlelerden biri şu olurdu:

Haluk Bilginer iyi ki bizim.