Bilimin Işığında Yürüyen Kadın
Bazen bir insan çıkar, yalnızca kendi hayatını değil; dokunduğu her alanı, her kurumu ve hatta bir ülkenin bilimle olan bağını değiştirir. Türkiye için bu isimlerin en parlaklarından biri hiç kuşkusuz Prof. Dr. Sevil Atasoy…
Onu televizyon ekranlarından “Kanıt” ile tanıyanlar, çoğu zaman fark etmediği bir gerçeği gözden kaçırıyor: Bu ülkenin adli bilimler alanındaki en büyük dönüşümlerinden birinin mimarı karşımızda duruyor. O sakin, net, ölçülü anlatımının altında, yıllarını kriminal bilime adamış bir disiplin, bir ciddiyet ve uluslararası arenada bile saygıyla karşılanan bir otorite var.
Sevil Atasoy sadece bir bilim insanı değil; Türkiye’nin dünyaya açılan yüzü, bilimsel aklın en temiz temsilcisi ve hiçbir koltuğun, hiçbir unvanın kendisini değiştirmediği ender karakterlerden biri.
Bugün Birleşmiş Milletler’e bağlı Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu’nun (INCB) başkanı olarak görev yapıyor. Bu görev, dünyanın her köşesinde uyuşturucu politikalarını denetleyen, yönlendiren ve ülkeler arası dengeleri belirleyen bir konum. Ve bu koltukta bir Türk bilim insanının oturuyor olması, kelimenin tam anlamıyla tarihi bir başarıdır.
Ama belki daha önemlisi şu:
Sevil Atasoy bu başarılara rağmen hiçbir zaman halktan kopmadı. Bilimi laboratuvar raflarına hapsetmek yerine, Türkiye’nin en ücra köşesindeki bir vatandaşa bile anlaşılır hale getirmeyi kendine görev bildi. “Kanıt” dizisinin halkla akademiyi buluşturan etkisi hâlâ hafızalarda. O program bir televizyon işinden çok daha fazlasıydı; suç çözmenin, kanıtın, metodun ve bilimin önemini evlere taşıyan bir halk dersi gibiydi.
Atasoy’un adli bilimlerdeki ustalığı, kariyerindeki başarıların yalnızca bir parçası. Onu özel yapan şey; işine duyduğu saygı, adalet duygusuna bağlılığı, bilimin sesini siyasetin, popülizmin ve gürültünün üzerinde tutma çabası.
Bugün genç bir kadın “Ben de kriminalist olacağım” diyorsa, bunda Sevil Atasoy’un rolü büyüktür.
Bugün Türkiye adli bilimlerde dünyayla aynı masaya oturabiliyorsa, bunda Atasoy’un payı inkâr edilemez.
Ve bugün bir ülkede bilimin itibarı hâlâ ayaktaysa, bunun arkasında onun gibi isimlerin sessiz ama kararlı mücadelesi vardır.
Sevil Atasoy, yalnızca yaptığı işle değil; duruşuyla, birikimiyle, yarattığı ilhamla bir rol modeldir.
Türkiye’nin bilimle, akılla, adaletle var olacağına inanan herkes için bir umut ışığıdır.
Kimi insanlar zamanı gelir koltuk bırakır.
Kimi insanlar zamanı gelir ülkeye iz bırakır.
Sevil Atasoy ikinci kategoriye hak ettiği şekilde yazılmış, nadir bir imzadır.




