İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Burada adalet eksik

Failleri Meçhul Kadın Cinayetleri

Türkiye’nin dört bir yanında, adını hiç duymadığımız ama hikâyesi bir yerlerde yarım kalmış kadınlar var. Kimisi evinin mutfağında, kimisi tarlada, kimisi işten dönerken; kimisi de bir otobüs durağında, sokak ortasında hayattan koparıldı. Ve birçoğunun katili hâlâ aramızda, nefes alıyor, yaşıyor.

Bu kadınlar sadece birer “olay dosyası” değildi. Hayalleri vardı, umutları vardı. Belki kızıyla tatil planı yapıyordu, belki yeni bir işe başlayacaktı, belki de doğacak çocuğunun ismini çoktan seçmişti. Fakat bir gün, bir el uzandı hayatlarına ve o hikâyeyi yarıda bıraktı.

Failleri meçhul cinayetler, sadece adalet sistemimizin değil, vicdanımızın da kanayan yarasıdır. Bir cinayetin faili bulunmadığında, sadece bir dava dosyası kapanmaz; bir annenin gözyaşı dinmez, bir babanın yüreği soğumaz, bir çocuğun hafızasındaki “anne” imgesi de yarım kalır.

Her faili meçhul dosya, aslında bir toplumsal mesajdır: “Burada adalet eksik.” O eksiklik, sadece kayıp aileyi değil, hepimizi sessiz bir korkunun içine çeker. Çünkü bir katilin elini kolunu sallayarak dolaşması, sadece geçmişi değil, geleceği de tehlikeye atar.

Peki ne yapmalı?

Unutmamalıyız. Her faili meçhul cinayeti hatırlatmalı, gündemde tutmalıyız.

Ses çıkarmalıyız. Sosyal medyada, basında, sokakta… Adalet talebini yüksek sesle dile getirmeliyiz.

Sistem sorgulanmalı. Delil toplama süreçlerinden, soruşturmaların derinliğine kadar her aşamada şeffaflık talep etmeliyiz.

Kadınların yaşam hakkı korunmalı. Önleyici politikalar ve caydırıcı cezalar güçlendirilmedikçe, sadece faili değil, yeni kurbanları da konuşuruz.

Her faili meçhul cinayet, hepimizin yüreğinde yankılanan bir çığlık. O çığlığı duymazdan gelmek, sadece kurbanlara değil, gelecekteki kadınlara da ihanet olur. Çünkü adaletin yerini bulmadığı her cinayet, yeni bir şiddete davetiye çıkarır.

Bu ülkenin sokaklarında, mutfaklarında, okullarında ve hayallerinde özgürce yaşayabilen kadınlar görmek istiyorsak, önce adalet terazisini eşit tarttırmalıyız. Katilleri bulmak, cezalandırmak ve yeni cinayetleri önlemek bir lütuf değil, bir devlet görevidir.

Failleri meçhul kalmış kadın cinayetleri sadece geçmişin bir “olaylar zinciri” değil, bugünün utancı ve yarının sorumluluğudur. Biz sustukça, o çığlıklar büyüyor.