Her sabah yeni bir ölüm haberiyle uyanılıyor, bir kadın daha öldürülmüş ekranlarda aynı yüzler, aynı sözler, aynı suskunluk tekrar ediyor sonra sosyal medyada biri çıkıyor, utanmadan şu sözleri söylüyor: “Kadın cinayetlerinde adalet aramayı bırakıp 25 tane suç kaydıyla ortada gezen adamla aşk yaşanmayacağını geri zekalı kızlara öğretirseniz kadın cinayetleri azalır. Hayatta kalmak zeki insanların işidir. Bu kadar geri zekalı olursan ölürsün.” Bu cümle sadece çirkin değil, aynı zamanda insanlık dışı bir zihniyetin dışa vurumudur. Katili koruyan, mağduru suçlayan bir düzenin özeti gibidir. Böyle bir söz, öldürülmüş kadınlar için nasıl söylenir?
Suçu Örtmenin Yeni Yolu: Mağduru Suçlamak
Bu tür sözler bir düşünce değil, bir kaçış biçimidir. Failin 25 suç kaydı varsa ve hâlâ toplum içinde dolaşabiliyorsa bu bireysel bir hata değil, sistemin çürümesidir. O kişinin elindeki bıçak sadece onun değil, ona göz yumanların da suçunu taşır. Kadınlar öldürülürken “neden onunla birlikte oldu” diye sormak, asıl suçu gizlemektir. Öldürülen kadının geçmişini, ilişkisini, giyimini tartışmak, katili görünmez kılar. Toplum bu dili kullandıkça fail cesaret bulur, cezasızlık büyür ve adalet anlamını yitirir.
“Hayatta Kalmak Zeki İnsanların İşidir” Diyenlere Cevap
“Hayatta kalmak zeki insanların işidir” demek sizin için kolay değil mi ? Şiddeti yaşamayan birinin böyle konuşması, en hafif tabirle acizliktir. Asıl sorun, 25 kez kayıt altına alınmış bir suçlunun elini kolunu sallayarak dolaşabilmesidir. Zeka buysa, o toplumun aklı çoktan tutulmuştur. Gerçek soru şu olmalıdır: O kişi neden dışarıda? Neden cezası uygulanmamış? Kadınlara “akıllı olun” demek, devletin “adaletli olun” görevinden kaçması demektir. Bu ülkede kadınların akıllı olmasından önce, sistemin vicdanlı olması gerekir.
Sessiz Haykırış: Öldürülen Kadınların Ardından
Her öldürülen kadın bir sayı değildir. Onlar isimdi, hayaldi, gelecekti. Ardında bıraktıkları sadece acı değil, aynı zamanda utançtır. Çünkü onların ardından hâlâ “o da dikkat etseydi” denebiliyorsa, bu toplum bir sınavı kaybetmiştir. Kadınların yaşam hakkı sorgulanamaz. Onların hayatları, “daha dikkatli olsaydı” cümlesine indirgenemez. Her kurban, bu ülkenin ihmallerine atılmış bir çığlıktır. Sessizliği bozan her ses, yaşatılan her isim, adaletin yeniden doğmasına yardım eder.
25 Suç Kaydıyla Dolaşan Bir Fail ve Güvensiz Sokaklar
Bir failin 25 suç kaydı bulunmasına rağmen serbest dolaşması tesadüf değildir. Bu, cezasızlığın kurumsallaştığını gösterir. Kolluk kuvvetleri, yargı organları ve yasa koyucuların zincirleme hatası, her kadın için potansiyel bir tehlike yaratır. Sokakların güvensiz olmasının nedeni kadınların giyimi, yaşam biçimi veya ilişkisi değildir. Sorun, suçu cezalandırmayan sistemdir. Toplum, mağduru değil, suçu doğuran düzeni sorgulamalıdır. Gerçek adalet, failin değil, mağdurun korunmasıyla başlar.
Bu Sözler Neden Bu Kadar Rahat Söyleniyor?
Böylesine ağır, utanç verici sözler sadece bir kişinin değil, bir anlayışın ürünüdür. Mağduru küçümsemek, kadını susturmak, failin eylemini normalleştirmek… Hepsi aynı zincirin halkalarıdır. Bu cümleler rahatça kurulabiliyorsa bunun nedeni, cezasızlık kültürüdür. İnsanlar, adaletin işlemeyeceğine inandıkça vicdanları körelir. Her söylenen cümle, bir sonraki cinayete sessiz izin verir. Empati eksikliği, hukuka güvensizlik ve toplumsal duyarsızlık birleştiğinde bu karanlık dil yayılır.
Ne Yapılmalı?
Failin geçmişi titizlikle incelenmeli, cezasızlık sona erdirilmeli, riskli kişiler için önleyici tedbirler artırılmalıdır. Kadınların değil, faillerin davranışları merkez alınmalıdır. Medya mağdurun değil, suçlunun eylemlerini sorgulamalıdır. Toplum, “neden gitti, neden sevdi” yerine “neden korunmadı” sorusunu sormalıdır. Bu ülkenin kadınları korunmaya değil, adaletle yaşatılmaya ihtiyaç duymaktadır.
Sonuç: Bir Cümle Bile Ölüm Kadar Ağır Olabilir
“Kadın cinayetlerinde adalet aramayı bırakıp 25 tane suç kaydıyla ortada gezen adamla aşk yaşanmayacağını geri zekalı kızlara öğretirseniz kadın cinayetleri azalır, hayatta kalmak zeki insanların işidir, bu kadar geri zekalı olursan ölürsün.” Bu söz, sadece bir kişinin ahlaksızlığı değildir. Bu söz, sistemin çürümüşlüğünün aynasıdır. Kadınlar ölürken hâlâ mağduru suçlayanlar bilin isterim kadınlar yaşamayı hak eder.
Adalet..! kadınlar yaşarsa anlam kazanır.




