İçeriğe geçmek için "Enter"a basın
© Görsel yalnızca bu rezilliği eleştirmek için kullanılmıştır. Tüm hakları sahibine aittir. Görseli biz çekmedik; keşke bu görüntüyü de hiç görmek zorunda kalmasaydık.

Senin Tipini S….!

Bir Şey Olmasını mı Bekliyorsunuz?

“Kusura bakmayın, hiç kibar olamayacağım! Üstüne alınan olursa çok da tın.”

Sosyal medyada yayılan o maskeli videoyu gördünüz. Kadınları, çocukları ve hayvanları hedef alan iğrenç sözler…

İnsan izlerken sinirden deliye dönüyor.

Ama benim asıl kafama takılan başka bir şey var:

Biz ne olmasını bekliyoruz?

Birinin gerçekten zarar görmesini mi?

Sonra mı harekete geçeceğiz?

Şüpheli yakalandı, soruşturma başladı. Güzel. Ama iş burada bitmemeli. Çünkü mesele yalnızca o videodaki kişi değil. Bu noktaya nasıl gelindiği de sorgulanmalı.

“Çocuk” deyip kenara çekilmek olmaz

Reşit olmayanlar için farklı bir hukuk sistemi var. Bunu herkes biliyor.

Ama yaş küçüldü diye tehlike de küçülmüyor amk.

Ortada bu kadar ağır ifadeler varsa, “Daha çocuk” deyip geçmek yerine neden bu noktaya geldiği, nasıl yetiştiği ve çevresindeki yetişkinlerin sorumluluğu da araştırılmalı.

Ve evet, burada ailelerin sorumluluğu da konuşulmalı.

Çünkü çocuk gökten zembille inmiyor.

Doğurmak kolay. İnsan yetiştirmek zor.

Biz çocuklarımıza merhameti, saygıyı, hayvan sevgisini, kadına ve insana değer vermeyi öğretmeye çalışıyoruz.

Peki bizim çocuklarımız niye böyle konuşmuyor?

Biz niye merhametli çocuklar yetiştirebildik de bazı aileler kendi çocuklarının ne izlediğinden, ne söylediğinden, kimlerle takıldığından habersiz?

Eğer ortada ciddi bir ebeveyn ihmali varsa bunun da hesabı hukuk çerçevesinde sorulmalı. “Benim çocuğum, istediğini yapar” anlayışıyla bu iş yürümez.

Devlet neden hep olaydan sonra geliyor?

Asıl soru bu.

Sosyal medya artık insanların önüne her türlü rezilliği koyuyor. Tehdit, şiddet, nefret, hayvanlara işkence…

Sonra millet ayağa kalkıyor.

Sonra soruşturma.

Sonra gözaltı.

Lan neden hep sonra?

Devletin görevi yalnızca suç işlendikten sonra kapıyı çalmak olmamalı. Açık tehditler varsa, gerekli risk değerlendirmesi ve koruyucu tedbirler mümkün olduğunca önceden devreye girmeli.

Elbette kimse suç işlemediği halde cezalandırılamaz. Hukuk devletinin temeli budur.

Ama tehditleri de “Nasıl olsa çocuk” diye görmezden gelemezsiniz.

Artık yeter

Birileri çıkıp korkunç şeyler söylüyor.

Biz izliyoruz.

Öfkeleniyoruz.

Paylaşıyoruz.

Sonra başka gündeme geçiyoruz.

Yok öyle yağma.

Kadınların, çocukların ve hayvanların güvenliği birkaç günlük sosyal medya gündemi değildir.

Bu olay bize bir kez daha şunu gösteriyor:

Bir insanı sadece yakalamak yetmez. O insanı bu hale getiren ortamı da sorgulamak gerekir.

Aile mi ihmalkâr?

Çevre mi etkiledi?

Sosyal medya mı körükledi?

Psikolojik veya sosyal sorunlar mı var?

Bunların hepsi araştırılmalı.

Çünkü yarın aynı bok başka bir hesapta karşımıza çıkmasın istiyorsak, yalnızca sonucu değil sebebi de çözmek zorundayız.

Ve çocuk yetiştirmek “Ben doğurdum, gerisi beni ilgilendirmez” demek değildir.

Çocuk yapmak biyolojik bir olaydır. İnsan yetiştirmek ise sorumluluktur.

Ölen ya da zarar gören biri olduktan sonra “Keşke” demenin hiçbir anlamı yok.

Biz facia yaşanmasını beklemeden harekete geçmek istiyoruz. Bu kadar basit.