İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Katili Bulun Artık!

Neye Çok Üzülüyorum Biliyor musunuz? Daha Sevilemeden, Başını Okşayan Bir El Bile Olmadan Gitti…

Hâlâ bulunamadı.

Yavru kedinin başına gelenleri gösteren videolar ortada. O küçücük hayvana yapılan işkencede sınır tanınmamış. Patileri kırılmış, acı içinde kıvranmış, korkmuş, ağlamış, bağırmış ve sonunda aç aç can vermiş.

İnsan o görüntüleri izlediğinde sadece bir hayvanın ölümünü görmüyor. Savunmasız bir canlının çaresizliğini görüyor. Lan daha bebek..! bebek..! bebek..! Ben her fotoğrafını gördüğümde içim kavruluyor. “Bunu bir canlıya nasıl yapabildiler?” sorusu kafamdan çıkmıyor.

Fakat beni en çok öfkelendiren şeylerden biri de şu:

Bunu yapan hâlâ bulunamadı.

Üstelik söz konusu kişinin 15-16 yaşlarında olduğu söyleniyor. Yani bir yerlerde yaşayan, okula giden, insanlarla iletişim kuran bir kansız. Gökten inmedi ya bu! Bir çevresi, bir hayatı, bir izi var.

O hâlde soruyorum:

Nasıl bulunamıyor?

Dijital izler araştırılmıyor mu? Çevresi, arkadaşları, olayın gerçekleştiği yer ve bağlantıları incelenmiyor mu?

Ben devletimden bir çocuğu linç etmesini istemiyorum. Yaşı küçükse, hukuk ne gerektiriyorsa onun uygulanmasını istiyorum ama bunun ilk şartı, kim olduğunu ortaya çıkarmak.

Çünkü ortada basit bir yaramazlık yok.

Bir canlıya ağır işkence uygulanmış. Üstelik bunu yapanlar yaptıklarını kayda alacak kadar pervasız davranmış.

Yaru’nun suçu neydi?

Hiçbir şey.

Kendini savunamıyordu. Kaçamıyordu. Konuşamıyordu. Sadece yaşamak istiyordu.

Şimdi o yok. Peki onu bu hâle getiren kişi nerede?

Hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam ediyor. Belki de g*tüyle gülerek “Beni bulamadılar” diye dalga geçiyor.

Peki ya ailesi? Gurur duyuyor mu dünyaya getirdiği, vicdan yoksunu o canavarla?

İşte insanın kanına dokunan taraf bu.

Ben devletimden intikam istemiyorum. Adalet istiyorum.

Çünkü fail bulunmadığında geriye yalnızca acı bir görüntü kalmıyor; aynı zamanda “Yaptım ve yanıma kaldı” düşüncesine kapı aralanıyor.

Üstelik yavru tek değil.

Biz yalnızca haberini duyduklarımızı biliyoruz. Kimsenin görmediği yerde dövülen, aç bırakılan, zehirlenen, öldürülen kaç hayvan var? Kaçının hikâyesi daha kimsenin haberi olmadan bitti?

Ve işin bir başka tarafı daha var.

Eğer gerçekten 15-16 yaşlarında bir çocuk diye adlandırılan canavar böyle bir vahşetin içinde yer aldıysa, devletin görevi yalnızca onu tespit etmekle de bitmez. Bu çocuğun nasıl böyle bir şiddete sürüklendiğini, yanında kimlerin olduğunu ve bunun neden gerçekleştiğini de ortaya çıkarmak gerekir.

Çünkü bugün yavru’nun başına geleni konuşuyoruz. Yarın başka bir canlının aynı acıyı yaşamaması için de cevaplara ihtiyacımız var.

Kim yaptıysa ortaya çıkarılsın. Yaşı küçükse hukuk çerçevesinde işlem yapılsın. Gereken neyse yapılsın.

Ama bu olay havada kalmasın.

Çünkü bir canlının çektiği acı, yalnızca öldüğü gün bitmiyor. Onu sevenlerin, onu görenlerin, görüntülerine denk gelenlerin içinde yaşamaya devam ediyor.

Ben yavru’yu her gördüğümde hâlâ aynı şeyi hissediyorum:

Bir canlı bu kadar acı çekerken, onu bu hâle getiren kişi nasıl hâlâ bulunamamış olabilir?

Ben bunun cevabını istiyorum.

Ve devletimin vicdanının tam olarak nerede durduğunu görmek istiyorum.