İçeriğe geçmek için "Enter"a basın
© Görseller bilgilendirme ve eleştiri amacıyla kullanılmıştır. Tüm hakları sahibine aittir.

Mantık Nerede?

Müge Anlı’da gündeme gelen olayda insanın aklına takılan asıl mesele, anlatılanlardan sonra “Bu nasıl bir mantık?” dedirtiyor.

Mine sağlık çalışanı fakat aile, doğuştan sağlık sorunları bulunan çocuk için çeşitli hoca ve üfürükçülere başvurmuş. Üstelik yalnız da değil; annesi ve kayınvalidesinin de bu kişilere gittiği yayında anlatıldı.

Okunmuş sular, köpek kafası, kuzu ciğeri… Tedavi yöntemi mi, fantastik film senaryosu mu belli değil.

Bir de işin Hüseyin tarafı var. Yayında aktarılan konuşmalarda çocuk, “veliaht” ve doğacak erkek çocuk üzerinden oldukça tuhaf ifadeler gündeme geldi. ( Veliaht demişken o diziyi çok izlediler sanırım ) Mine’nin yayında defalarca dile getirdiği “Afgan, saf bir çocuğumuz olması lazım” sözü de bunlardan biri. Yani bu, sosyal medyada ortaya atılmış bir iddia değil; Mine’nin programda kendi ağzıyla söylediği bir ifade.

Fakat anlatılan diğer ifadeler bile başlı başına yeterince garip.

Daha da ilginci, çiftin ölüm tarihi konusunda önceden konuşulduğu, hatta ölümü bekledikleri yönündeki iddialar. Mine’nin anlatımına göre Hüseyin, eşine cenneti vaat etmiş, öldüğünde cennete gideceğini söylemiş; bu nedenle eşinin ölmeyi çok istediğini belirtiyor. Sonrasında adam, onlara verilen tarihten aylar öncesinde kadının yanında hayatını kaybediyor. Üstelik Mine’nin “Sen bana öldürttün bunları” sözleri de yayında gündeme geliyor. Çok acayip trajikomik insanın mantığının almayacağı karışık mevzular.

Bununla da bitmiyor; Mine’nin içinde cin olup olmadığı, her şeyi onun yapıp yapmadığı, Mine’nin ölmesi halinde Anastasia olarak geri geleceği, eşinin ve çocuklarının ise başka bedenlerde yeniden can bulacağı yönündeki anlatımlar da ortaya çıkıyor.

Kısacası burada artık üfürük değil, Marvel evreni devreye girmiş gibi.

Burada insan ister istemez senaryoya bakıp şunu düşünüyor:

Hayatın kendisi zaten yeterince garipken, siz niye üstüne bir de üfürükçü senaryosu yazdınız?

Normalde sağlık çalışanı birinin “Bunun bilimsel açıklaması ne?” diye sormasını beklersin. Buradaysa tablo sanki:

“Hocam ne yapalım?”
“Şunu yapın.”
“Peki hocam.”

Bir yerde insanın “Tamam da bu kadar da olmaz” diyesi geliyor.

Çaresizlik anlaşılır, yanlış kişiye güvenmek de insanlık hali ama sağlık alanında çalışan birinin, köpek kafasından okunmuş suya kadar uzanan yöntemleri sorgulamadan kabul ettiği anlatısı gerçekten insanın beynine “sistem güncellemesi başarısız” uyarısı verdiriyor.

Çocuk meselesine hiç girmiyorum bile.

Çocuk mu bu, karakter oluşturma ekranı mı?

Ve “Bütün bunları yan yana koyunca Akıl, ‘Ben bu kadarına karışmam’ deyip kenara çekilmiş.”