İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Televizyonda Manipülasyonun Normalleşmesi

Şiddet, Entrika ve Çarpıtılan Değerler

Televizyon dizilerinde artık kan dökmek cesaret, tehdit etmek güç, intikam almak ise “delikanlılık” gibi gösteriliyor. Silah taşıyan, insanları korkutan karakterler kahramanlaştırılırken şiddet sıradanlaştırılıyor. Sonra da gençlere “doğruyu ve yanlışı ayırt edin” diyoruz.

Kadın karakterlerde ise başka bir tablo karşımıza çıkıyor. Masum, iyi kalpli ve çaresiz görünen bazı karakterler; yalan, entrika ve manipülasyonla istediklerini elde ediyor. Gözyaşı bile senaryoda bir silaha dönüşüyor.

Aile kavramı da dizilerde iyice deforme edilmiş durumda. Kardeş kardeşe tuzak kuruyor, anne gelinle savaşırken baba kendi çocuğunu harcıyor. Aile yerine sürekli hesaplaşma, ihanet ve çıkar ilişkileri izliyoruz. ( yazarken daraldım.)

Tarihi diziler bile bu anlayıştan kurtulamıyor. Tarih anlatmak yerine saray entrikaları, kıskançlıklar ve bitmeyen hesaplaşmalar öne çıkarılıyor. Tarihi öğrenmek isteyen izleyiciye adeta kostümlü bir magazin programı sunuluyor.

Üstelik bu içerikler artık yalnızca televizyonla sınırlı değil. Dijital platformlar ve sosyal medya, aynı şiddet dilini milyonlarca çocuğun ve gencin önüne taşıyor. “Racon kesmek”, “hesap sormak” ve “güçlü olmak için korkutmak” giderek havalı bir davranış gibi pazarlanıyor.

Elbette ben dizilerin tek başına çocukları suça veya şiddete yönelttiğini düşünmüyorum. Aile, arkadaş çevresi, eğitim ve yaşanılan ortam da bu konuda büyük rol oynuyor. Ancak asıl eksikliğimiz, çocuklarımıza izledikleri şeyin bir senaryo olduğunu ve gerçek hayatın bundan çok farklı olduğunu yeterince anlatamamamız.

Ekranda sürekli şiddet, ihanet, entrika ve güç gösterisi gören bir çocuğa bunun yalnızca kurgu olduğunu anlatmak bizim sorumluluğumuz. Silah, tehdit ve şiddet “güç” değil, çoğu zaman hayatları mahveden sonuçlar doğuruyor. Şu da bir gerçek sürekli tekrarlanan görüntülerin ve davranışların insanları hiç etkilemediğini düşünmek de saflık olur.

Sorun dizilerin varlığı değil; kurgu ile gerçeğin arasındaki çizgiyi çocuklarımıza yeterince öğretemememiz çünkü ekrandaki hayat kurgu olabilir ama çocuklarımızın o kurgudan öğrendikleri, gerçek hayatta bedel ödeyebilecekleri kadar gerçektir.