Bir zamanlar “özgürlük alanı” diye savunduğumuz sosyal medya, bugün hepimizi birer veri tarlasına dönüştüren, dikkatimizi parça parça çalan dev bir pazar yeri hâline geldi.
Eskiden paylaşırdık…
Şimdi performans sergiliyoruz.
Dünya; dikkat ekonomisi, algoritma bağımlılığı, gençlik riskleri ve AI çöplüğünün ortasında sıkışmış durumda.
Her gün yeni bir “trend” çıkıyor.
Trend dediysem… İnsan zekâsına hakaret niteliğinde olanlar da var, toplumsal çürümenin belgesi olanlar da.
Son dönemde en rahatsız edici olanı ne biliyor musunuz?
“En yakın arkadaşının kocasına sarılma akımı.”
Sosyal medya buna “eğlence” diyor.
Ben buna mahremiyetin, sınırın ve saygının intiharı diyorum.
Bu akım, bir nesle şunu öğretiyor:
“Algoritma izin veriyorsa her şey normaldir.”
Oysa hiçbir şey normal değil.
Gençler Algoritmanın Laboratuvar Kobayı mı?
Bugünün gençleri, dünyayı kendi gözleriyle değil, keşfet sayfasının lensiyle görüyor.
Ne izlemesi gerektiğine algoritma karar veriyor.
Ne tüketmesi gerektiğine reklam motorları…
Ne düşünmesi gerektiğine viral videolar…
Ve daha kötüsü:
İlgiyi kaybetme korkusu, sağduyunun önüne geçiyor.
Bir içerik ne kadar tehlikeli, saçma veya sınır aşımıysa, o kadar fazla izleniyor.
Çünkü algoritma insan ahlakına değil,
etkileşim matematiğine bakıyor.
Yapay Zekâ Çağı: Herkes Aynı İçeriği Üretiyor
Artık sosyal medyanın yarısı gerçek insan değil.
AI ile üretilen videolar, sahte yüzler, otomatik metinler, ucuz motivasyon videoları ve yapay başarı hikâyeleri ortalığı çöplüğe çevirmiş durumda.
Bir zamanlar “özgün içerik” vardı.
Şimdi ise herkes aynı şablonla konuşan, aynı yüzü kullanan, aynı cümleyi tekrarlayan bir kalabalığa dönüştü.
Bu durum, gerçek insan hikâyelerini görünmez kılıyor.
🛑 “Yasaklansın” diyenler mi haklı?
🟢 “Eğitim şart” diyenler mi?
İkisi de haklı, ikisi de eksik.
- Tam yasak, toplumu geri götürür.
- Tam özgürlük, gençleri algoritmanın insafına bırakır.
Gerçek çözüm, üçüncü bir yerde duruyor:
Dijital bilincin zorunlu eğitim hâline gelmesi.
Tıpkı trafik kuralları gibi, finans okur yazarlığı gibi…
İnsanlar sosyal medyada neyin “gerçek”, neyin “taktik”, neyin “manipülasyon” olduğunu bilmek zorunda.
Peki çözüm var mı?
Evet, var ama kolay değil.
- Sosyal medya platformları şeffaf algoritma politikaları açıklamalı.
- Gençlere dijital etik eğitimi zorunlu olmalı.
- AI içerikleri “AI Üretildi” etiketi taşımak zorunda olmalı.
- Tehlikeli akımlar anında platformdan kaldırılmalı.
Ve en önemlisi:
Ekranlara değil, hayata yeniden bağlanmayı öğrenmemiz gerekiyor.
Algoritma bir gün değişir…
Trendler biter…
Platformlar kapanır…
Ama toplumda açılan yaralar kolay kapanmaz.
Bugünün akımları, yarının karakterlerini şekillendiriyor.
O yüzden mesele sadece bir sarılma videosu değil.
Mesele, normalleşen anormallik.




