KISA VE ÖZ…
Koskoca kainatta denk geldiğimiz çapsızlara bak…
İnsan yerine koyuyorsun, iki güzel söz ediyorsun, hemen beklentin var sanıyorlar, biraz önemsiyorsun anında “muhtaçsın” diye yorumluyorlar. Daha seni tanımadan başkalarının lafıyla yargılıyorlar, siz bildiklerinizi sustukça kıçları kalkıyor, “eziksiniz” sanıyorlar.
Siz hiç sevilmediniz mi lan?
Hiç size çıkarsız gelen insana denk gelmediniz mi?
Niye olduğunuz gibi değilsiniz?
Niye bir üstünlük çabası, karşınızdakinde egonuzu tatmin etme sevdası var?
Evet evet, sosyal platformlardan bahsediyorum; hani şu küçük dünyalarında kocaman bir taht kurduklarını zannedenlerden…
Gerçekte değer vermeye değmeyecek, sanal kalabalıklarla büyüdüğünü sananların, egosunu parlatmak için karşındakinin kalbini sünger gibi kullananların ortak hikâyesi bu:
Sonunda dönüp dolaşıp aynı soruya geliyoruz:
Koskoca kainatta bu kadar küçük olmak nasıl bir yük acaba?
Ve cevabı da basit aslında:
“Denizanası gibi yaşıyorsunuz, kalbiniz yok ve beyniniz olmadığı için bundan da haberiniz yok.”




